Blogger Widgets

Mustafa Kemal Atatürk’e Atatürk Soy Adından Önce Önerilen Soyisimler

Soyadı kanunu kabul edildikten sonra Mustafa Kemal’e soyadı bulunması için adeta tayakkuza geçilir.Hatta CHP meclis Grubu’inde dilci tarihçi üyelerden oluşan bir komisyon kurulur.
Atatürk’ten önce 13 soyadı önerildi. Mustafa Kemal 14. soyadı kabul etti.
Eğer diğerlerini kabul etseydi bakın adı ne olacaktı?
1- Kemal Etel-Etil: Attila’nın adının orijinal söylenişidir. Büyük nehir, ırmak demektir
2- Kemal Etelalp : Altay dilinde büyük kahraman anlamına geliyor
3- Kemal Korkut : Korkusuz, yavuz, heybetli
4- Kemal Arız : Türk kahramanlarından Alp Arız’dan esinlenerek önerilmiş
5- Kemal Ulaş : Bir Türk kahramanı Ulaş oğlu Salur Kazan’ın ismi
6- Kemal Yazır : Türk kahramanı Yağlıkçı oğlu Yazır’ın ismi
7- Kemal Emen : Türk kahramanı Ucen oğlu Emen Beg’in ismi
8- Kemal Çoğaş : Güneş, ışık anlamına geliyor
9- Kemal Salır : Türk kahramanlarından birinin adı
10- Kemal Begit : Sağlam, kavi anlamına geliyor
11- Kemal Ergin : İrfan sahibi, mütekamil demektir
12- Kemal Tokuş : Türk kahramanı adı: Ertokuş-Cengaver
13- Kemal Beşe : Mümtaz, seçkin anlamına geliyor
Devamı » 20 Şubat 2014 Perşembe Unknown 0 yorum

Yaşayan En Büyük Türk Tarihçisi

Prof. Dr. Halil İnalcık, yaşayan en büyük Türk tarihçisi. 1916 doğumlu İnalcık, en son The Survey of Istanbul 1455 (İstanbul Tahriri) adlı çok ses getirecek eserini yayımladı. 60 senedir İstanbul ve Fatih üzerine çalıştığını söyleyen İnalcık, yine ezber bozacak bilgiler paylaşıyor. Ona göre Avrupa’nın İstanbul üzerine bakışı yanlı ve gerçek dışı. Fatih, İstanbul’u yakıp yıkmadı. Talan edilmiş bir şehri zirveye taşıdı. İnalcık’a göre Türkiye, iç meselelerini bir an önce halletmeli. Bunların başında da yeni anayasa geliyor.
 
Prof. Dr. Halil İnalcık, evin balkonundan el sallıyor ve “Hoş geldiniz, şeref verdiniz.” diyor. İnalcık Hoca’nın evinin her köşesi kitaplarla kaplı. Kendi deyimiyle atölyesi. 97 yaşında olmasına rağmen gayet dinç, sağlıklı ve nüktedan. Yeni kitapları ile ilgili çalışmalar yaptığı odaları gösteriyor bize. Duvarda 1989 yılında kaybettiği eşi Şevkiye Hanım’ın büyük bir resmi göze çarpıyor. “Hanım olmayınca ev böyle dağınık oluyor işte.” diye iç geçiriyor bir ara. Halil Hoca’nın günlük ihtiyaçları kendisine tahsis edilen bakıcı bir hanım tarafından karşılanıyor. Evdeki her eşyanın ayrı bir hikâyesi var. Ama en çok balkona bakan koltuk, hoca için ayrıca önemli. Çünkü bu koltuğa oturup bahçedeki kavak ağacı ile dertleşiyor; hatta ona şiirler okuyor. Kitaplar ve yazma ile ömrünü geçiren İnalcık’ın tek isteği eserlerini tamamlamak. “Dua edin de Tanrı bana 100 yaşını görmeyi nasip etsin.” temennisinde bulunuyor.
Bugün Osmanlı deyince akla ilk sizin çalışmalarınız geliyor. Geriye dönüp baktığınızda “Daha üretmem gereken eserler var.” diyor musunuz?
Olmaz mı. Ben yazarken hâlâ heyecanlanıyorum. Evin her odası ayrı bir atölye. Bir oda Fatih ve İstanbul kitaplarımla dolu. Diğer odada Devlet-i Aliyye’nin ikinci cildi için gerekli çalışmalarım var. Yemek masamın üstü Bizans kitaplarıyla çevrili. Hatta bir misafirim gelmişti, kitapları görünce bana, ‘Siz nerede yemek yiyorsunuz?’ diye sormuştu. Bunun dışında evimin başka bir köşesini ise Rusya üzerine yaptığım çalışmalara ayırdım. Benim hayatım kitaplarımı yazmak ve tamamlamak üzerine kurulu. Bunları bitirmeden ölmek istemiyorum. Tezgâhın üstünde dört kitap çalışmam var, yüzde 80’i bitti sayılır.
Allah ömür versin 100 yaşınıza az kaldı.
Üç sene kaldı. 100 yaşını iple çekiyorum. İçimde hâlâ çalışma azmi var çünkü. Dua edin de 100 yaşından sonrasını da göreyim… Yeni kitaplarımla ilgili sizinle yine görüşürüz. Son zamanlarda romatizma ve kireçlenme dolayısıyla pek çıkamıyorum dışarıya. Kendime dikkat etmem gerekiyor.
Kendinize dikkat etmek için neler yapıyorsunuz?
İlimle uğraşmanın verdiği bir zihin açıklığı var. Herkes böyle söylüyor. 97 yaşındayım ama hâlâ bunamadım. Onun dışında erken yatıp erken kalkıyorum. Şaşıracaksınız ama uyku saatim 22.00. Sabah 06.00’da uyanıyorum. Kahvaltıda, doktorlar tarif ederken kullanıyorlar ya, kibrit kutusu kadar beyaz peynir yiyorum. Zeytin ve zeytinyağı soframdan eksik olmuyor. Domates, salatalık, bir de yumurta oluyor. Yumurta Tanrı’nın bir mucizesidir. Bağırsakları yumuşak tutmak için incir, kayısı yiyorum. Yanında da sütlü kahve içiyorum. Kırk sene önce sigarayı bıraktım. Washington’da Şükrü Elekdağ’ın tertip ettiği yemekte bir beyefendi vardı. Baktım konuşamıyor. Sebebini sordum, ‘Çok sigara içmekten gırtlak kanseri oldu.’ dediler. Ertesi gün sigara paketini çöpe attım.
Araştırmalara, kitaplara ara verip uzaklaşmak, kaçmak istediniz mi?
Hani, şu beş-on katlı turist gemileri var ya, onlara atlayıp dünya turu yapmak istedim. Buna niyetlendim hatta ama kitaplar. Aklım hep onlarda. Peşimi bırakmıyorlar. Kaçamadım o yüzden.
Yıllarca Amerika’da devam ettiğiniz çalışmalarınızı bırakıp 1992’de Türkiye’ye gelmek zor olmadı mı?
Rahmetli İhsan Doğramacı, beni Amerika’dan Türkiye’ye getirmek istediğini söyledi. Ben de ‘Katiyen olmaz, kitaplarımı bırakıp Türkiye’ye yerleşirsem faaliyetlerim kesilir. Benim bütün kütüphanem burada, 10 bin kitabım var, gelemem’ dedim. İhsan Bey de hiç düşünmeden ‘Kitaplarınızı da getirtiriz.’ diye cevap verdi. Ve hakikaten kitaplarımı, 250 koliyi 17 bin dolar verip uçakla getirtti. İyi de oldu. Adıma enstitü kuruldu. Kitaplarım için özel kütüphane açıldı. Ve buradan bir sürü tarih talebesi yetişti.
Türkiye’ye gelişinizle Osmanlı Tarihi çalışmaları farklı bir boyut kazandı. Öncülük ettiğiniz Osmanlı arkeolojisi bilinmeyen bir alandı.
Arkeologlar, ‘Osmanlı arkeolojisi olmaz’ dediler bana. Ben de kuruluş döneminin bu kazılarla aydınlatılabileceğini hiç durmadan anlatmaya çalıştım. İlk kazıyı da Osmanlı’nın ilk sarayı Bursa Bey Sarayı’nda yaptım. Bugün sarayın tavan duvarlarına ulaşıldı kazılarla. Hatta geniş bir Bizans dehlizine de ulaştık. Bütün bunlar, Osmanlı’nın ilk dönemlerini açığa çıkaran çalışmalardı. Benim gibi bir çılgın daha ortaya çıkarsa o kazılar devam eder.
Kuruluş dönemi ile ilgili çalışmalarınız hayatınızın önemli bir parçası. Bunun yanı sıra yakın dönemlerle ilgili de araştırmalarda bulunuyorsunuz. Mesela Rusya ile ilgili ‘Çok yönlü bir araştırma içindeyim’ dediniz… Rusya’yı gündeminize almanızın sebebi nedir?
Hiçbir devlet birdenbire kesilmez, devamlılık vardır. Tarih, tekerrür etmez. Ama ana hatlarıyla bir milletin kültürü vs. devam eder. Rusya, tıpkı Çarlık Rusya’sı gibi Türkiye’yi çevirmeye çalışıyor. Suriye meselesinde Putin’in beyanı, gayet tehditkâr. İlişkilerimiz çok samimi görünüyor. Ama Rusya’nın geleneksel politikası şudur: Her şeyden evvel Boğazlar’ın kontrolünü elinde tutmak. Biz bunu Montreux’de çözüme kavuşturduk. Türkiye, Batı ve Rusya arasında muvazene içinde. Bu denge, Avrupa’nın aleyhine geliştiği zaman Türkiye tehlikededir. Bugün İngiltere’nin yerini ABD almıştır. Bu durum son zamanlarda sarsıldı. Batı’da ana mesele ekonomi meselesi. Rusya ile ittifak halinde Çin ortaya çıktı. Dünya stratejisi Türkiye aleyhine işliyor. İki sene önce komşularımızla dosttuk. Gayet başarılı bir diplomasi vardı. Ama Rusya’nın kurnaz bir siyaseti var. Türkiye’yi güneyden çeviriyor. Asıl mesele Rusya ile Batı. Bu sebepten Şark meselesi hâlâ devam ediyor. Avrupa ile Rusya arasında Türkiye’nin geleceği konuşuluyor. Türkiye’nin varlığı iki süper güç arasında.
Dünya stratejisinde Türkiye’nin yerini nasıl okuyorsunuz?
Dünya stratejisinde iki senedir büyük bir değişim var. Rusya Türkiye’yi koltuğunun altına aldığı anda Avrupa bitmiştir. Rusya, Batı karşısında çok güçlü. Afganistan’da niçin büyük devletler mücadele halindedir? Afganistan Asya’nın tavanıdır. Çin’i, Pakistan’ı, Hindistan’ı, İran’ı kontrol edersiniz. Oradaki mücadelenin sebebi bu. Afganistan, dünya politikasının merkezi. Vaktiyle Çin, Rusya hâkim olmak istedi oralara. Şimdi Batı cephesi yerleşmek istiyor. Çin ve Rusya, Afganistan’dan Batı’yı kovmakta. Bunun önemi şu: Biz Batı cephesindeyiz ve kaybediyoruz. Batı’ya karşı Rusya ve Çin anlaştı. Putin’in çok kuvvetli bir nüfuzu var. Bu, Rusya politikası. Maalesef Türkiye’nin dört tarafı hâlâ düşmanlarla çevrili.
Suriye meselesine bakışınız nedir?
Suriye hiçbir zaman dost olamaz, bir aralık olur göründü. Atak ve akıllı bir liderimiz var. Türk devlet büyükleri, hem AK Parti hem CHP hem MHP, tehlikeli durumu görmek zorunda. Ama onların derdi seçimlerde oylarını artırmak. Ben tarihçi olarak bunu müşahede ediyorum. Balkan Savaşları’nın 100. yılı bize bir şeyler söylemeli. Onlar için birinci mesele, halkın oyunu artırmak. Seçim sath-ı mailinde olan bir hükümetin, dışarıdaki meseleleri ne kadar güç olursa olsun asıl meselesi iç siyasettir.
Dış politikamız son dönemlerde çok hareketli. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye, bugün bir bunalım devresinde. Devlet adamlarımız her şeyden önce Türk devletinin geleceğini düşünmek zorunda. Dış politikamız sürekli tahrik ediliyor. Çok dikkatli ve uzak görüşlü davranmalıyız. Güneyde Irak politikamız uzun vadede iyi değil. İran’a zaten güvenilmez. Tarihte hiçbir zaman güvenilir bir devlet olmadı.
Bir tarihçi olarak Batı’nın bize bakışı nasıl? Batı yakasında değişen bir şey var mı?
Batı, İstanbul’un fethini ve Ayasofya’yı hiçbir zaman unutmadı. Avrupa’nın Haçlı görüşü Papalık eliyle devam ediyor. Avrupa’nın idealist gençleri Türkiye aleyhine çalışır. Bir de self determinasyon meselesi var. Millî devletimiz Batı’nın bu politikasına intibak etti. 1912 Balkan Harbi’nden sonra Türkiye şöyle bir safhaya girmiştir: Anadolu’da Türk etnisitesine dayanan millî hâkimiyet kurma. Meşrutiyet gençliğinin benimsediği ideoloji şudur: Rumeli gittikten sonra, hilafet artık bitmiştir. Atatürk de bunlardan biriydi.
İç meselede neler halledilmeli?
Anayasa meselemiz bir an önce hallolmalı. Yeni anayasa Türkiye için dönüm noktası. 1998’de tevcih edilen TBMM Onur Ödülü töreninde ‘Anayasa, bir an evvel değişmelidir.’ dedim. Bizim anayasamız yamalı bohçaya benzer, içinde her şey var. Hâlbuki anayasalar, ana kanunları halletmeli. Devletin ana prensiplerini tespit etmeli. Eğer böyle teferruata kaçarsak daima mesele çıkar. Türkiye’de anayasanın kendisi bir mesele. Amerikan anayasasında temel prensipler, hep aynıdır. Yazılacak olan metin anayasa olmalı, yasalar mecmuası değil. Her etnisite, her anayasada kendi emniyetini bulur. Ekonomik gelişmeyi devam ettirmeliyiz. Türkiye’nin geleceği her şeyden önemli.
(Samet Altıntaş, Sevim Şentürk, Kasım 2012)
Devamı » Unknown 0 yorum

Karalamadan Seyid Onbaşı’da Nasibini Aldı

Önce Zaman Gazetesi’nde yer alan haberi özetleyelim. Emekli Deniz Albay M. Haluk Çağlar, Seyit Onbaşı‘nın sırtladığı 276 kiloluk mermiyle Fransız
zırhlısı Ocean‘ı batırmasının gerçek olmadığını iddia etti. Gelibolu Tarihi Milli Parkı Müdürlüğü’nün alan kılavuzları için düzenlediği seminerde konuşan Çağlar, Ocean’ın nereden geldiği belirsiz bir mermiyle battığını öne sürdü. Hemen şunu belirteyim ki, bu saldırılar normal değil. Seyid Onbaşı da saldırıların tek odağı değil. Doğrusu isterseniz, artık, Ergenekon‘un tarih çetesinin bir projesi karşısında olduğumuzu düşünüyorum. Önce Urban Usta’yı icat ettiler. Bizans surlarını tar u mar eden büyük topları Urban Usta döktü dediler. Yani Avrupalılardan biri işin içinde olmasaydı, Osmanlılar Bizans’ı fethedemezdi demeye getirdiler. Bizans’ın fethini bile Avrupalı beynine borçluyuz mesajı verdiler. Ardından Ulubatlı Hasan‘ı inkâr ettiler: Surlara bayrağı diken Ulubatlı Hasan değil. Arkası geldi: Gemiler karadan yürütülmedi, havan topu savaş meydanında Fatih tarafından icat edilmedi demeye başladılar. Derken sıra Kanuni’ye geldi. Muhteşem Yüzyıl denen öyle bir diziyi piyasaya sürdüler ki, sonunda Başbakan bile isyan etmek zorunda kaldı. Hürrem Sultan başta olmak üzere, tüm devir ve hanedan karalandı. Kanuni, ömrünü Harem’de geçirmiş umursamaz bir Padişah olarak takdim edildi. Osmanlı Sarayı, Roma Sarayı’ndan beter entrikaların döndüğü bir Entrika Merkezine dönüştürüldü. On iki yaşında Osmanlı Şehzadelerine, bugün sanat çevreleri denen çevrenin yaşadığı sapmaların envai çeşidi yaşatıldı. Hanedan, Çıkarından ve zevk u sefasından başka bir şey düşünmeyen insanlar olarak tanıtıldı. Kısacası, Cumhuriyetin ilk yıllarında başlatılan geçmişi karalama kampanyası, tüm iletişim kanalları kullanılarak daha etkili şekilde gündeme getirildi. Halkın oylarıyla iktidar olmaktan umut kesenler, halkın değerlerine tekrar doludizgin saldırıya geçtiler.
 
Bu saldırılardan nihayet Seyit Onbaşı da nasibini aldı: Olay çok yakın bir tarihte cereyan ettiği için, toptan yok edemedikleri Seyid’in işlevini yok etmeye yöneldiler. Emekli Deniz Albay M. Haluk Çağlar, baklayı ağzından çıkardı ve Seyit Onbaşı’nın sırtladığı 276 kiloluk mermiyle Fransız zırhlısı Ocean’ı batırmasının gerçek olmadığını iddia etti. Peki, 18 Mart Deniz Savaşı sırasında Ocean battı mı? Neredeyse, Batmadı, Seyit Onbaşı o top mermisini kaldırmadı diyecek, ancak ortada fotoğraflar var; bu yüzden o kadarına dili varmıyor. Yani Ocean Zırhlısı battı. Kim batırdı, o zaman? Seyid’i aradan çıkardığı için, tabiatıyla, şu diyemiyor, emekli albay bilmem kim: Topu meçhullere atıyor: Belirsiz bir top mermisi batırdı. Belirsiz! Bu kadar yakın bir tarihte belirsizlik olur mu? Oldurulunca oluyor. İşin daha da facia tarafı, ilgililer bu belirsizliğe dayanarak, Seyit Onbaşı’yı, Gelibolu Tarihi Milli Parkı Müdürlüğü’nün alan kılavuzları için düzenlediği kitaptan çıkarıyorlar. Bize de kala kala, kitaplardan Seyid Onbaşı’yı çıkaranların, Çanakkale’den çıkarılmasını beklemek kalıyor. Çünkü Emekli Deniz Albayının, Nereden geldiği belirsiz dediği o mermi, Seyid’in besmele ile ateşlediği topun namlusundan gelen mermidir! (Yavuz Bahadıroğlu, 2012-12-28)
Devamı » Unknown 0 yorum

Hamilelikte orgazm ve gebelik üzerindeki etkileri

Aşağıdaki yazı bir dergi için Dr. Kağan Kocatepe tarafından hazırlanmıştır.
gebelik* Anne adayı hamilelikte orgazm olamaz diye bir şey var mı?
Böyle birşey yoktur. Aksine önceden sağlıklı bir cinsel yaşamı olan kadınlar gebelik döneminde cinselliklerini aynen yaşamaya devam edebilirler. Hatta genital organlara giden kan akımının gebelikte artması çoğu kadının orgazmı bu dönemde daha da güçlü yaşamasını sağlayabilir.
* Anne adayı hamilelik döneminde nasıl kolay orgazm olabilir?
Kadın orgazmı karmaşık bir olgudur ve orgazm olmak için kadının ruhsal dünyasının sağlıklı olması, kaygı ve endişeden uzak olması çok önemlidir. Doktorundan bebeğinin sağlıklı olduğu bilgisini alan kadın çoğu durumda mutludur ve bu durum cinsel yaşamına olumlu olarak yansır. Yine eşinden gebelik döneminde pozitif enerji alan kadın gebelik döneminde cinselliğini eşiyle birlikte yaşamaya devam edebilir.
* Kolay orgazm için anne adayına önerilebilecek pozisyonlar var mıdır? Varsa bunları anlatabilir misiniz?
Her kadının uyarılmasının en kolay olduğu pozisyon farklıdır. Çoğu kadın erkeğin üstte olduğu pozisyonda veya kendisinin üstte olduğu pozisyonda daha kolay uyarılır. Gebelikte büyüyen rahim bazı pozisyonların uygulanmasını zor ve hatta sakıncalı hale getirebilir. Bebeğin (yani rahimin) hiçbir şekilde baskıya uğramayacağı ve kadının en iyi uyarılabildiği pozisyonu çiftler beraberce keşfedebilirler.
* Orgazmın bebeğe zararı var mıdır? Örneğin rahim kasılmaları…
Normal bir cinsel ilişki esnasında ve özellikle orgazm oluştuğunda rahimde kısa süreli kasılmalar meydana gelir. Bu kasılmalar gebe olmayan ya da gebeliğin ilk aylarında olan kadın tarafından genellikle hissedilmezler. Ancak rahimin büyümesiyle özellikle ikinci trimesterden (ikinci üç aylık dönemden) itibaren bu kasılmalar anne adayı tarafından belirgin bir şekilde hissedilir. Bu rahim kasılmaları esnasında bebeğin hareketleri geçici olarak azalır. Normal seyreden bir gebelikte bu kasılmaların bebeğe herhangi bir zararı sözkonusu değildir. Kasılmalar bittikten kısa bir süre sonra genellikle bebek hareketleri artmış bir şekilde yeniden başlar. Bu konuda tecrübesi ya da bilgisi olmayan anne adayında kasılmalar ve bebek hareketlerinin azalması endişe kaynağı olabilir.
* Kimi kadınların hamilelik döneminde, seks yapma arzunun arttığı söyleniyor? Doğru mu? Neden?
Kadınların cinsel yaşamları onların ruh dünaysıyla yakından ilgilidir. Genel olarak söylemek gerekirse özellikle ilk trimesterde kadının gebeliğe adaptasyon sürecinde cinsellik dürtüsü yani libido azalır, ancak gebeliğe adaptasyon gerçekleştiğinde bazen artmış olarak geri döner. Libido artışını bir yandan kadının gebeliğe bakış açısının olumlu olmasının onda yarattığı olumlu ruhsal değişikliklere, öte yandan genital bölgedeki kanlanmanın artmasıyla açıklayabiliriz.
* “Hamilelikte seksin özel bir olay olmasında, hormonların da büyük rolü var. Vajina girişinde kan dolaşımı hızlanır ve o bölge yumuşayarak penisin girişini kolaylaştırır. Birçok hamile kadında klitoris büyür ve uyarılma daha çabuk gerçekleşir.” Bu doğru mu? Doğruysa biraz daha açıklayarak anlatır mısınız?
Kadın orgazmı çoğu kadında klitorisin uyarılmasıyla gerçekleşir. Gerçekten de gebelik başlar başlamaz genital bölgedeki tüm organlarda ve böylece klitoriste kanlanma oldukça artar. Cinsel eylemin başlamasıyla genital bölgenin kayganlaşmasını sağlayan Bartholin bezi ve diğer salgı bezleri de bu kanlanma artışının etkisiyle daha iyi çalışırlar. Bu da cinselliğin iyi yaşanmasına çok önemli katkılarda bulunur.
* “Yapılan araştırmalarda, hamilelik öncesinde (özellikle ilk hamilelik öncesinde) hiç orgazm olmamış bazı kadınların hamilelik sırasında ilk kez orgazm oldukları ortaya çıkmıştır.” Doğru mu? Bunun nedeni nedir?
Bu konuyla ilgili yapılmış çok az çalışma olmsıyla birlikte sonuç oldukça mantıklı. Yine yukarıda anlatacaklarımıza dönecek olursak kadın genital sisteminde cinselliğe etki eden faktörlerin (klitorise giden kanın artması, salgı bezlerinin daha iyi çalışması gibi) olumlu yönde gelişmesi hiç orgazm yaşamamış bir kadının bile orgazm yaşamasını sağlayabilir. Burada hemen belirtilmesi gereken noktalardan biri erkeğin tutumunun kadın cinselliğine ve orgazmına katkısı. Erkeğin orgazm olması bazen saniyelerde bile gerçekleşebilirken kadının uyarılması ve orgazm olması bazen çok uzun sürebilir. Çoğu erkeğin bu süreyi beklemekte isteksiz olması kadının genel olarak orgazm yaşayamamasının bir nedeni. Gebelikte bu olumlu etkenler kadının orgazm olma süresini de kısalttıklarından kadının daha kolay orgazm olmasına katkıda bulunabilir.
* Orgazm, hangi durumlarda doğum sancısını başlatabilir? Böyle bir durumda ne yapmak gerekir?
Orgazm rahimde kısa süreli kasılmalara neden olabilmektedir. Miyadına ulaşmamış bir rahimde bu kasılmaların doğum sancısına ulaşma olasılığı düşük. Öte yandan erkek orgazmıyla birlikte vajinaya boşalan meninin içinde bulunan prostaglandin adlı maddeler rahimğzının olgunlaşmasına ve kasılmalara duyarlı hale gelmesine neden olabilmektedir. Bu iki faktör miyadına gelmiş bir gebelikte beraberce etki ederek zaten yakında başlayacak olan doğumu tetikleyebilir ve çoğu durumda da öyle olmaktadır. Bizim cinsel yaşamı bazı durumlarda kısıtlamamızın nedeni işte bu. Çoğul gebelik taşıyan, erken doğum riski yüksek olan, kanaması olan, suyu gelmiş olan anne adaylarında bu iki mekanizma (kadın orgazmının rahimde kasılma yaratması ve erkek orgazmıyla birlikte meniden vajinaya geçen prostaglandin maddeleri) doğum eyleminin başlamasına neden olabilmektedir.
*Ve tabii ki sizin “Bu konuda özellikle belirtilmesi gerekir” dediğiniz diğer noktalar…
Kadınların cinsel yaşamı oldukça karmaşıktır. Anne adaylarının bir kısmı gebelik döneminde kendilerinde ortaya çıkan değişiklikleri (kilo alma, çatlaklar, şişlikler) onların güzelliklerine vurulmuş bir darbe olarak kabul etmektedirler. Eşlerinin tutumu da bu yanlış inancı güçlendirebilmektedir. Öncelikle kabul edilmesi gereken doğum sonrası herşeyin değişeceğidir. Anne olmak gibi muazzam bir ödülün bir bedeli vardır. Bu bedel anne adayının uygun kilo alması, çatlak önleme stratejilerini uygulaması gibiönlemlerle azaltılabilir, ancak bazı kalıcı değişiklikler mutlaka olacaktır. Eşlerin olumlu tutumu anne adayının bu dönemi mutlu geçirmesine önemli katkılarda bulunacaktır.
Kaynak :gebelik.org
Devamı » Unknown 0 yorum

Bayanlarda Cinsel İşlev Bozukluğu

Hazırlayan: Dr. Verda Bitlis TüzerAnkara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Psikiyatri Kliniği
Cinsel istek bozuklukları 
Cinsel istek genellikle cinsel yanıt döngüsünün ilk evresi olarak değerlendirilir. İstek sadece psikolojik bir durum gibi görünse de sıklıkla hormonal dengesizlik ya da tedavi gibi fiziksel durumlardan etkilenmektedir.
Azalmış cinsel istek Azalmış cinsel istek sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde, cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması (ya da hiç olmaması).
Kişinin yaşı ve yaşam koşulları gibi cinsel işlevselliğini etkileyen etkenler göz önünde bulundurularak cinsel isteğin azaldığı ya da hiç olmadığı yargısına varılır. İstek burada cinsel içerikli rüyalar ve fanteziler, erotik materyele ilgi, cinsel etkinlikle ilgili arzuların farkında olma, olası çekici cinsel eşlere yönelik dikkatin olması ve cinselliğin azalmasına ilişkin hayal kırıklığının olması gibi durumları kapsamaktadır. isteğin olması çeşitli faktörlere bağlıdır: biyolojik güdü, yeterli özgüven, cinsellikle ilgili önceki deneyimlerin olumlu olması, uygun bir cinsel eşin olması birlikte olunan kişi ile cinsellik dışındaki alanlarda da iyi bir ilişkinin olması. Bu alanların herhangi birinde sorun olması cinsel isteğin azalması ile sonuçlanabilir. Azalmış cinsel istek bozukluğu bazı durumlarda tüm cinsel eşlere ya da tüm cinsel aktivitelere genellenebilir. Genellikle diğer cinsel sorunlarla (orgazm olamama, kayganlaşma olmaması gibi) birlikte görülse de cinsel isteği az olan bazı kişiler cinsel olarak uyarılır ve orgazma ulaşırlar.
Cinsel istek azalması hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Cinsel isteği azaltan fiziksel faktörler yaşlanma, bazı ilaçlar, ağrı, alkolizm, böbrek yetmezliği, kronik hastalıklar, nörolojik durumlar ve hormonal dengesizliklerdir. Psikolojik nedenler arasındaki stres, kişilerarası ilişkilerdeki sorunlar, beden imgesiyle ilgili kaygılar, anksiyete ve depresyon isteği azaltabilir. İlişki ile ilgili sorunlar (güç çekişmesi, çatışma, düşmanlık), cinsel travma (tecavüz), önemli yaşam olayları (ailede birinin ölümü, çocuk doğumu, taşınma gibi) ve cinsel ilişki ile bazı olumsuz anıların eşleşmesi gibi durumlar da önemlidir. Bazen cinsel istek azalması bir ilişkideki bozulmanın işareti olabilir.Öfkeli, korkulu ya da zihni dağınık kişiler genellikle cinsel yakınlık için istek duymazlar. Cinsellikten uzun süre uzak kalmak da cinsel dürtüyü bastırabilir.
Cinsel isteğin az olması kadınlarda cinsellikle ilgili en yaygın şikayetlerdendir. Kadınların yaklaşık %33′ünün hayatlarının bir döneminde cinsel ilgi ya da istek azalmasıyla karşı karşıya kalacağı tahmin edilmektedir. Yaş gruplarına göre sıklık değişmektedir. 18-24 yaşları arasındaki kadınların %32′si cinsel istek azlığından etkilenirken bu oran 30-34 yaş grubunda %29.5 ve 35-39 yaş grubunda %37.6′dır. Cinsel isteğin ne kadarının normal olduğunu söylemek zordur. Genelde klinisyen bir çok faktörü-kültürel bağlamda ilişkinin özellikleri gibi- bir arada değerlendirmelidir. Ayrıca cinsel eşin cinsel istek düzeyi de-eşlerden birindeki aşırı isteği belirlemek için değerlendirilmelidir. Bu arada eşlerin birbirinden farklı cinsel istek düzeylerinin olması herhangi birinde psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez. Cinsel temas ve doyum gereksinimi kişilere göre değişebildiği gibi aynı kişide de zaman içinde farklı olabilir. Genel toplomda cinsel istek azlığının % 20 civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Cinsel tiksinti bozukluğu
Cinsel isteğin daha şiddetli bir derecede ortadan kalkmasıdır. Cinsel tiksinti bozukluğu olan bireyler cinsel aktivetelerden kaçınırlar, kendilerine cinsel yönden yaklaşıldığında korku, kaygı ya da iğrenme ifade ederler. Bu durum belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası ilişkilerde zorluklara neden olur. Böyle bir sorunu olanlarda cinsel uyaranlara yanıt çok geniş bir yelpazede ortaya çıkabilir. Şiddetli derecede cinsel tiksinti bozukluğu olan kişilerde cinsellikle ilgili durumlarda panik atağa varan sorunlar yaşanabilir. Bu sorun travma sonrası stres bozukluğu gibi başka psikolojik sorunlarla birarada görülebilir. Bu bozukluk tecavüze uğrama ya da çocuklukta istismar gibi cinsel saldırıya maruz kalınan durumlarda, cinsel birleşmenin ağrılı olduğu durumlarda ya da cinsel dürtü ile utanç, suçluluk gibi duygular arasında farkında olunmayan bir bağlantı olduğunda ortaya çıkabilir.

Kadınlarda cinsel isteği artırmanın yolları
Sorunun karmaşıklığı ve bireylere özgü oluşu göz önüne alındığında  işe yarayan tek bir yöntem olamayacağı açıktır. İçlerinde Viagra (sildefanil) de olmak üzere cinsel uyarılma üzerine etkili olduğu düşünülen bir grup ilaç araştırılmaktadır. Bu ilaçların çoğu genital bölgedeki kan akımını artırarak etkili olmaktadırlar. Hem kadınlar hem de erkeklerde testosteron libido açısından önemli olduğundan cinsel istek azalmasının tedavisinde kullanımı araştırılmıştır. Kadınlarda yaşla testosteronun azaldığı göz önüne alındığında zaman içinde libidolarında belirgin bir düşüş farkeden kadınlarda yararlı olabilir. Ancak cinsel istek azalması olan kadınların çoğunda testosteron düzeylerinin normal olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Testosteron tedavisi ile karaciğer hasarı, kalp hastalığı riskinde artış gibi yan etkiler oluşabileceği de dikkate alınmalıdır. Seçici östrojen agonistleri premenapozal ve postmenapozal kadınlarda cinsel isteği artırabilir. Cinsel aktiviteden bir kaç saat önce alınan metilfenidat gibi uyarıcılar antidepresan tedaviye ikincil cinsel işlev bozukluğu olan hastalarda cinsel yanıtın dört evresini de artırmıştır. Ancak uyarıcıların tedavide yeri belirsizdir. Bağımlılık, aritmi gibi yan etkileri de gözönünde bulundurulmalıdır.
Cinsel istek ile ilgili çalışmaların zor olmasının nedenlerinden biri cinsel döngünün bu ilk evresine eşlik eden açık fiziksel değişikliklerin olmamasıdır. Cinsel döngüde gözlenen normal fiziksel değişiklikler ikinci evre olan uyarılma evresine dek başlamazlar. Azalmış cinsel istek bozukluğu tedaviye en dirençli cinsel işlev bozuklukları arasındadır. Çoğu hastada duyumsal keşif alıştırmaları etkili değildir. Davranışçı yaklaşımdan çok psikodinamik yaklaşımla hastaya cinsel sorunların kökenini anlaması ve cinsel hazzın önündeki engelleri aşması için yardımcı olmak gerekebilir. Daha önce orgazm deneyimi olmayan kadınlar için masturbasyon alıştırmaları iyi bir yol olabilir.
Feromonların cinsel istek bozukluklarının tedavisindeki yeri de giderek daha fazla araştırılmaktadır. Bunlar dışında eğitim amaçlı erotik videolar da yararlı olabilir. Ancak cinsel tiksinti bozukluğu olanlarda erotik videolar kaygıyı artırabileceği için önerilmez.
Cinsel Uyarılma Bozukluğu
Cinsel uyarılma cinsel yanıt döngüsünün ikinci evresidir. Cinsel uyarılmanın kesin olarak psikolojik bir yönü olsa da aynı zamanda fizyolojik değişikliklerin görüldüğü ilk evredir. Kadınlarda genellikle pelvik bölgeye kan akımının olması, vajinal ıslanma ve genişleme ile dış genitallerin şişmesi ile karakterizedir. Bu değişikliklerin altında yatan mekanizma çok açık olmasa da cinsel uyarılma otonom sinir sisteminin uyarılması ile ilişkilidir.

Kadın Cinsel Uyarılma Bozukluğu (KCUB) Cinsel yanıtın genel uyarılma yönünün ortadan kalkmasıdır. Bu durumda kadınlarda vaginal kayganlaşma ya da genişleme olmadığı gibi erotik duyumlar da hissedilmez. Fiziksel temas tiksindirici gelebilir veya belli bir noktaya dek temas zevk verebilir. Uyarılma sorunu olduğunda orgazmla ilgili sorun da olacaktır. Bir araştırmada mutlu bir evlilikleri olan kadınların % 33′ü cinsel uyarılmayı sürdürmede zorluk tanımlamışlardır.  Bütün işlev bozuklukları gibi KCUB da cinsel uyarıma yanıtı olan bir kadında yaşamın belli bir döneminde ortaya çıkabilir ya da en başından beri yanıt olmayabilir. İşlev bozukluğu yalnız belli durumlarda görülebilir ya da genelleşmiş olabilir. Örneğin; yaşam boyu ve durumsal KCUB olan bir kadın her zaman uyarılma güçlüğü yaşayacak ve bu yalnızca eşiyle ortaya çıkacaktır.
Masters ve Johnson normal tepki veren kadınların özellikle adet öncesi dönemde istekli olduğunu bulmuştur. Yakın zamanlı bir araştırma da bu sorunu yaşayan kadınların adeti izleyen dönemde daha istekli olduğunu belirlemiştir. Bir üçüncü grup kadının da tam yumurtlama (ovulasyon) döneminde en yoğun cinsel uyarılmayı hissettiği belirtilmektedir.
Cinsel uyarılma ile ilgili sorunlar bazı fiziksel durumlar ve yaşam dönemleri ile ilişkili olabilir. Diyabet, sigara kullanımı, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve sinir hasarı hem kadın hem de erkekte cinsel uyarılmayı olumsuz etkileyebilir. Emziren kadınlarda vajinal ıslanmada azalma olabileceği belirtilmiştir. Menapoz döneminde ve sonrasında östrojenin azalması da uyarılmayı zorlaştırabilir. Bazı ilaçlar da uyarılmayı bozabilir. Antidepresanlar, antihipertansifler ve antihistaminikler sıklıkla bu yan etkiye sahiptir.
Bu işlev bozukluğunun en yaygın nedenleri arasında suçluluk ve düşmanlık yer almaktadır. Suçluluk genellikle cinsel ilişkiden hoşlanma isteği ile bunu yapmaktan duyulan korku arasındaki iç çatışmayı içine alır. Düşmanlık sıklıkla eşle ilgilidir. Kadında cinsel uyarılmayı artırmaya yönelik tedaviler Genital bölgeye kan akımını artırarak ya da ıslanmayı kolaylaştırarak etkinlik gösteren ürünler üzerine denemeler sürse de bunlar henüz deneysel düzeydedir. Bazı vazodilatör kremlerin cinsel uyarılmayı düzeltici etkisi sınanmaktadır. Sempatik sinir sistemini uyaran ilaçlar, yohimbin, sildefanil gibi ağızdan kullanılan ilaçlar da araştırılmaktadır. Bu ilaçlar kan akımını artırarak ya da sinir sisteminin bazı bölümlerini uyararak çalışırlar. Efedrin cinsel uyarılmayı ve orgazmı artırabilir. Ancak bu konuda çalışmalar sınırlıdır. Yan etkiler de kullanımı kısıtlamaktadır.
Trazodonun cinsel uyarılmayı artırabildiği belirtilmektedir. Öte yandan kadınlarda depresyon tedavisinde cinsel yan etkileri olmayan antidepresanlar seçmek de önemli görünmektedir.Nefazodon ve mirtazapin bu yönden daha güvenlidir. Kadın Orgazmik Bozukluğu Kadın cinsel yanıtının orgazm kısmıyla ilgili bir bozukluktur. Bu durumda kadın cinsel olarak uyarılır ancak odaklanma, yoğunluk ve süre yeterli olduğu halde orgazma ulaşamaz. Yaşam boyu orgazm bozukluğunda kadın bir eşle ya da masturbasyon ile hiç orgazma ulaşamamıştır. Bu bozuklukla ilgili olarak normalde varolan kişisel varyasyonların farkında olmak önemlidir. Bir diğer önemli konu da kadının cinsel birleşme yoluyla orgazm olmamasının kadında bir sorun olduğu şeklinde yorumlanmasıdır. Birleşme olmadan klitorisin uyarılmasıyla orgazma ulaşan ancak klitoris uyarılmadığında sadece birleşme ile orgazma ulaşamayan bir kadın orgazm bozukluğu olarak değerlendirilemez. Çoğu kadın birleşme sırasında orgazma hem klitorisin elle uyarılması hem de penil vajinal uyarılma ile ulaşırlar. Kinsey 35 yaşın üzerindeki evli kadınların yalnızca %5′inin yaşamlarında hiç orgazma ulaşmadığını bulmuştur. Orgazm sıklığı yaşla artar.
Kadın orgazm bozukluğunun en önemli nedenlerinden biri “cinsellik eşittir cinsel birleşme” tarzı düşünmedir. Birleşme ve orgazmın başlıca amaç haline gelmesi orgazmı engeller.Kadının eşine kızgın olması da nedenlerden biri olabilir. Bir başka neden etkin olmayan cinsel tekniklerdir. Bazen kadın ve/veya cinsel eşi etkili bir şekilde uyarmayı beceremez. Sevişmek “bildiğimiz” değil öğrendiğimiz bir şeydir. Kaygı da cinsel tekniklerin etkin olmasını etkiler. Cinsellikle ilgili aileden ya da dinden öğrenilenler de bazen kadında kaçınmaya ya da açıkça etkin cinsel uyarımın reddedilmesine neden olabilir. Bazen kadın için orgazm kendini kaybetmek anlamına gelebilir. Bu konudaki kültürel beklentiler ve sosyal kısıtlamalar da oldukça önemlidir.
Orgazm bozukluğunun tedavisinde sildenafil kullanımının yararlı olduğuna ilişkin bilgiler vardır. Ayrıca ilaç kullanımına ikincil olan cinsel işlev bozukluklarında da yararlı olabilir. Buspironun kadın orgazm bozukluğunda yararlı olabileceği de ortaya atılmıştır.
Cinsel ağrı bozuklukları
-Vaginismus Vagina etrafındaki kasların birleşmeyi imkansız hale getirecek şekilde istemsiz olarak kasılmasıdır. Vaginismusun nedeni genellikle cinsel birleşme ile ilgili tiksindirici bir uyarandır. En sık rastlanan tiksindirici uyaranlar travmatik cinsel saldırılar, ağrılı birleşme ve travmatik pelvik muayenedir. Diğer nedenler arasında pelvik hastalık ve bilinçdışı korku ve/veya suçluluk olabilir. Tedavide sistematik duyarsızlaştırma, pubokoksigeal kas eğitimi ve vajinal dilatörlerin kullanımı beraberce önerilir. Eşin işbirliği tedavinin etkinliğini belirleyen en önemli etken gibi görünmektedir.
-Disparöni cinsel ilişki ile birlikte tekrarlayıcı ya da kalıcı genital ağrı olması. Tekrarlayıcı ya da kalıcı genital ağrı cinsel birleşme dışındaki cinsel uyarılmayla da ortaya çıkabilir. Disparöni vestibülit, vajinal atrofi veya vajinal enfeksiyon gibi tıbbi sorunlara ikincil olabileceği gibi psikolojik de olabilir ya da her iki durum bir arada etkili olabilir. Ayrıca vajinismusa ikincil ya da ıslanmanın olmamasına bağlı da olabilir. Tedavide nedene yönelik tıbbi ve cerrahi girişimler önemlidir. Ancak çoğu kadın için bu girişimlerin yanı sıra bilişsel-davranışçı terapi gerekli olmaktadır.  Kadın cinsel işlevinde hormonları rolü Hormonlar kadın cinsel işlevinin  düzenlenmesinde önemli bir rol oynarlar. Hayvan deneylerinde östrojenin duyuları etkilediğine ilişkin kanıtlar elde edilmiştir. Menapoz sonrasındaki kadınlara östrojen verilmesi vajina ve klitoristeki kan akımını artırır. Yaşlanma ve menapoz sonucu en sık karşılaşılan cinsel yakınmalar istek kaybı, ağrılı cinsel birleşme, cinsel yanıtın azalması, orgazma ulaşmada zorluk ve genital duyarlığın azalmasıdır. Islanmanın azalması ve duyarlığın bozulması östrojen düzeylerinin düşüklüğü ile ilişkilidir. Testosteron düzeylerinin düşük olması cinsel uyarılma, genital duyarlık, libido ve orgazmdaki azalma ile birliktedir.
Devamı » 19 Şubat 2014 Çarşamba Unknown 0 yorum
Özgüvenin karşıtı olan özgüven eksikliği ise genellikle aşağılık kompleksi olarak tanımlanır. Özgüven hakkında çok önemli bir kitap yazan psikolog Don Hamachek aşağılık kompleksi ile ilgili 7 noktaya dikkat çekiyor.
1. Eleştiriye karşı alıngan olmak 
Aşağılık duygusuna kapılan insanlar hata yaptıklarını bilseler de diğer insanların bunu vurgulamaları hoşlarına gitmez. Ne kadar yapıcı ya da naif olursa olsun her eleştiriyi kişisel bir saldırı olarak algılarlar.
2. Özgüvene uygunsuz cevap verme 
Bu iki şekilde olur. Bazı insanlar kendileri hakkında iyi şeyler duymak için can atarlar ve sürekli iltifat edilmesinden hoşlanırlar. Diğer davranış biçimi ise tam tersidir. Özgüven eksikliği çeken bir grup insan ise kendileri hakkında pozitif bir şey duymak istemezler çünkü kendi hissettikleriyle çelişirler.
3. Aşırı eleştirel yaklaşım 
Kendilerini iyi hissetmeyen kişiler başkaları hakkında iyi şeyler düşünmezler. İnsanların kusur ve hatalarını ararlar. Böylece kendilerinin çok kötü olmadığını kanıtlamaya çalışırlar. Bu insanlar çevredeki en akıllı, çekici, başarılı insan olmadıkları zaman akıllı, çekici, başarılı hissetmezler.
4. Suçlama eğilimi 
Bazı insanlar aşağılık hissetmenin acısından kurtulmak için kendi güçsüzlüklerini diğer insanlara yüklemeye çalışırlar. Bu noktada kendi hataları için başkalarını suçlarlar.
5. İşkence isteği 
Özgüvensizlik doruk noktasındayken başkasına zarar vermeye kadar varabilir. Başkalarını suçlama davranışı kontrol edilemez bir duruma ulaşabilir.
6. Rekabetle ilgili negatif hisler 
Aşağılık kompleksi olan insanlar da herkes gibi bir oyunu ya da yarışmayı kazanmak ister ama böyle durumlardan kaçınırlar çünkü kazanamayacaklarını düşünürler. Birinci gelememe korkusu tamamen başarısız oldukları korkusuna kapılmalarına neden olur.
7. Yalnızlık ve çekingenlik eğilimi 
Aşağılık duygusu olan insanlar diğer insanlar kadar zeki ve ilginç olmadıklarını düşündüklerinden diğer insanların da onları böyle göreceğini düşünürler. Bu yüzden sosyal ortamlardan kaçınırlar. İnsanlarla birlikteyken susmayı tercih ederler çünkü bunun yalnızca aptallıklarını ya da sıkıcılıklarını kanıtlayacağını düşünürler
Devamı » Unknown 0 yorum

Doğru Sütyen Seçimi

Yanlış sütyen seçimi hem kötü görüntüye sebep olur hem de rahatsızlık verir. Adım adım sütyen seçimini görelim;
1. Adım: Beden belirlemek. Göğüs altından, göğüs kafesinizin ölçüsünü alın. Bulduğunuz rakama 5 ekleyin. Örneğin, 85 ölçtünüz, 85+5 = 90. Bu doğru beden ölçünüz.
2. Adım: Göğüslerinizin en dolgun yerinden göğüslerinizin etrafını ölçün. Daha önceden bulduğunuz beden ölçüsünden yeni bulduğunuz ölçüyü çıkarın. Örneğin, ölçünüz 92.5 cm çıktı diyelim. 92.5 cm – 90 = 2.5 cm bu kup ölçünüz.
3. Adım: Sütyen seçimi. Örnekteki hesaplamaya göre ölçü 90 A oluyor. Beden + kup ölçüsü = Sütyen ölçüsü
Kup ve beden farkı
2.5 cm ise Kup A
5 cm ise Kup B
7.5 cm ise Kup C
10 cm ise Kup D
12.5 cm ise Kup DD
Balenli Sütyen Çeşitleri
Göğüsleri küçük göstermek için, göğüslerinizi saran sütyenle onları toparlayarak yayılmalarını ve daha büyük görünmelerini engellersiniz.
Geniş askılı, yandan destekli, özellikle balenli sütyenler toparlayıcı özelliğinden uygundur.
Yarım Kesim Sütyen Çeşitleri
Göğüsleri büyük göstermek için, destekli, yarım kesim sütyen tercih edin.
Bir sütyenin uyup uymadığı nasıl anlaşılır ?
  • Sütyenin arkası yukarı doğru çıkarsa
  • Çıkardığınızda tende iz bırakırsa
  • Göğüs arası oturmaz havada kalırsa
  • Sütyenin askıları omuzlardan düşerse
Sütyen Özellikleri
- Büyük göğüslüler nasıl sütyen kullanmalı?
- Küçük göğüslü kadınlar nasıl sütyen kullanmalı?
- Sütyen denerken nelere dikkat edelim?
- Sütyende balen ne işe yarar?
- Balensiz sütyenlerin özellikleri nelerdir?
Sütyen Çeşitleri
- Göğüslerin dik gözükmesi için hangi sütyen modelleri kullanılabilir?
- Göğüsleri büyük gösteren sütyen modelleri hangileri?
- Göğüsleri küçük gösteren sütyen modelleri nelerdir?
- Tişört altına ne tür sütyenler giyilebilir?
- Hamileler sütyen seçerken nelere dikkat etmeli?
- Sütyenimin belli olmaması için nelere dikkat etmeliyim?
- Sütyen rengine nasıl karar vermeliyiz?
- Spor sütyeni nasıl seçilir?
Sütyen Alırken Bilmeniz Gerekenler
- Sütyen ölçüsü nasıl alınır?
- Sütyen çamaşır makinesinde yıkanır mı?
- Sütyen hangi durumlarda sırt ağrısı yapar?
- Sütyen üzerindeki sayılar ne anlama gelir?
- Yanlış ölçüde sütyen giymenin zararları nelerdir?
- Göğüs ölçüsü zaman içinde değişir mi?
- Sütyenlerde hangi malzemeler kullanılır?
Devamı » Unknown 0 yorum

Vajinal Hastalıklar

Vajina Tümörleri
Vajina tümörleri son derece enderdir. Kadın üreme organlarında gelişebilecek tüm kanser türlerinin sadece yüzde 1 i vajina kanserleridir. En çok 45-65 yaşlarında görülür ve yüzde 95 i yavaş gelişen skuamöz hücre tümörleridir. Çoğunlukla mesane veya rektuma uzanarak sık ve acilen idrar yapmaya ve ağrılı dışkılamaya neden olurlar.

Belirtiler

- Vajinadan su gibi bir akıntı;
- Cinsel ilişki veya alt karın muayenesinden sonra kanama;
- Cinsel ilişki sırasınca acı duyma;
- Sık sık acilen idrara çıkma veya ağrılı dışkılama ihtiyacı.
Son yıllarda, anneleri hamileyken dietilstilbestrol (DES) kullanmış olan çok genç kadınlarda, şeffaf hücreli adenokarsinoma denilen değişik bir tür vajina tümörü teşhis edilmektedir. 1940lardan başlayarak, düşük tehlikesi olan kadınlara, çoğunlukla sentetik östrojen olan DES verildi. 1971 de DES in, normal olarak rahim boynu şeklinde, bir doğuş kusuruna neden olduğu açıkça ortaya çıktı. Bu duruma vajina adenosis i denir ve birçok DES kızında bu durum vardır. Tedavi gerektirmez ancak dikkatle gözlenmelidir, çünkü şeffaf hücreii adenokarsinoma ortaya çıkabilir. En kötü tahminle 700 DES kızından biri bu kansere yakalanacaktır. Bazı uzmanlar bu oranın sadece 7000 de bir olduğunu ileri sürüyorlar. 15-22 yaş anası ihtimalin en yüksek olduğu zamandır. DES kızlarının rahim boynu kanserine yakalanma ihtimali de normalden daha fazladır.
Eğer bir DES kızı iseniz, hem vajina kanseri ihtimaline karşı, hem de DES in neden olabileceği daha az önemli sorunlar nedeniyle bir kadın hastalıkları uzmanına görünmelisiniz. Adetleriniz başlar başlamaz veya adetler başlasın başlamasın 14 yaşından itibaren doktorunuzu görmek ve düzenli olarak check-up yaptırmalısınız. şeffaf hücreli adenokarsinoma çabuk gelişir ve ilk devrelerinde bazen hiçbir belirti vermez. Ancak düzenli kontrollerde doktorunuz sorunu hemen fark eder ve tedavi edilebilir.
Teşhis
Bazen bir PAP testi (smear) vajinadaki kan-serin ilk işaretidir. Test rahim boynunda değil, vajinada kanserli hücreler olduğu için olumlu sonuç vermiş olabilir. Vajinadaki tümör doktorun göremeyeceği veya eliyle hissedemeyeceği kadar küçükse Schiller testi uygulanabilir. Bu test için rahim boynu ve vajinanın duvarları bir iyot solüsyonu ile boyandığında, normal dokular koyu kahverengiye boyandığı halde, habis hücreler boyanmaz. Adenosis dokuları ve bazı selim oluşumlar da boyanmayabileceği için Schiller testi kanser tanımlayıcı bir test kabul edilmez. Anormal hücrelerin kaynağını belirlemek için kolloskopi de yapılabilir.
Bir DES kızının alt karın muayenesi dikkatli bir rahim boynu ve vajina muayenesini, PAF Smear testini (yalnız rahim boynu değil vajina duvarlarından da alınan örnekle yapılan) ve Schiller testini içerebilir.
Ender olmalarına karşın öldürücü olabilirler. 5 yıl içinde tekrarlamama oranı yüzde 80 civarındadır. istatistikler şeffaf hücreli adenokarsinoma için daha cesaret verici görünüyorlar; kurtuluş oranı yüzde 80-85.
Tedavi – Ameliyat
Ameliyatın genişliği tümörün yerine bağlıdır. Nereye kadar uzanmıştır, yaşınız ve kondüsyonunuz nasıldır? Eğer habis oluşum vajinanın üst üçte bir bölümünde ise doktor muhtemelen rahimi, vajinanın bir bölümünü ve kan-serin lenf sistemine yayılıp yayılmadığını anlamak için kasıktaki lenf bezlerinden birkaç tane lenf düğümü alacaktır. Veya daha dar bir saha ameliyat edilecek ve bunu radyoterapi izleyecektir.
Estetik cerrahi genellikle vajinanın eksilen bölümünü yeniden yapabilmektedir..

Vagina estetiği
Dünyadaki en güzel kadının bile psikolojik fonksiyonlarını ve cinsel yaşantısını olumsuz yönde etkileyen ve kimse ile paylaşamadığı bir sorunu olabilir. Bu sorun kadının kendi dış genital organlarından hoşnut olmamasıdır. En sık olarak vajinal doğum yapmış kadınlarda doğum esnasında vajinal dokuların gerilmesine ve daha sonra asla normal halinde dönmemesine bağlı olarak ortaya çıkar. Bu idrar kesesi ve rektumda (barsakların anüsten önceki en son kısmı) vajinaya doğru bir sarkma olarak belirir ve cinsel fonksiyon bozukluğunun yanı sıra idrar tutamama gibi patolojik durumlara da neden olabilir. Hoşnutsuzluk yaratan doğumlara bağlı bir başka problem ise doğum esnasında açılan epizyotominin bıraktığı dikiş izidir. Burada gelişen nedbe dokusu hem kadının hem de erkeğin cinsel tatminini engeleyebilir.
Bunların dışında pekçok kadın da kendi cinsel organını beğenmekte ancak bunu çoğu zaman kendilerine bile söylemekten çekinmektedirler. Bu konuda sıklıkla karşılaşılan durum büyük dudak olarak tabir edilen labium majusların çok büyük olması ve asimetrik durmasıdır.
Tüm bu nedenlerden dolayı vajen estetiği jinekolojik cerrahide kendine yer bulmuştur.Kadın cinsel organına yönelik plastik operasyonlar iki amaca göre yapılır. Fonkisyonel ve kozmetik
Fonkisyonel operasyonlar
Bu tür operasyonlarda amaç sarkmış olan mesane ve rektumun normal pozisyonlarına göre tamir edilmesi, vajinadaki fazla dokuların çıkarılması ve neticede idrar tutamama gibi şikayetler ile birlikte vajinadaki genişlemeye bağlı olarak görülen cinsel fonksiyon bozukluğunun tamir edilmesidir. Operasyonlar genellikle genel anestezi bazen de epidural anestezi altında yapılır ve hasta 1-2 gün sonra normalyaşantısına dönebilir. Cinsel yaşantı ise 2 hafta sonra başlayabilir. Sıklıkla operasyon sonrası 1 gün kadar hastanede kalmak gerekir. Bazen sabah yapılan ameliyat sonrası aynı akşam hasta evine gönderilebilir. Şikayetler bir yada daha fazla sayıda normal vajinal doğum yapmış kadınlarda görülür. Hastalığın ilerlemiş durumlarında rahim de aşağıya doğru sarkabilir ve vajinadan dışarıya çıkabilir. Bu gibi durumlarda vajinal yoldan rahimin alınması gerekebilir.
Kozmetik operasyonlar
Bu operasyonlar bazı hekimler tarafından tamamen estetik operasyonlar olarak kabul edilmesine rağmen bazı durumlarda bozulmuş cinsel fonksiyonları düzeltmek maksadı ile de yapılabilmektedir. Hastalardan en sık gelen talep epizyotomi nedbeleri nedeni ile ortaya çıkan cinsel fonksiyon bozukluğunun giderilmesi yönündedir. Burada lokal ya da genel anestezi altında var olan nedbe dokusu çıkartılır ve yara yerinde reaksiyona neden olmayan dikiş materyalleri ile yeniden estetik olarak dikilir. Aynı esnada doğumlara bağlı olarak gelişen vajen yırtıkları da tamir edilir.
Bazen labium majuslar yani büyük dudaklar çok uzun olabilir. Cinsel ilişki esnasında penisin itmesi ile labiumlar gerilebilir ve ağrıya yol açabilir. Bu gibi durumlarda cerrahi ile labiumlar ağrıya neden olmayacak normal boyutlara indirilebilir. Bu nedenle labioplasti ameliyatları kozmetik olmaktan ziyade fonksiyonel operasyonlar olarak kabul edilmelidir.
Benzer şekilde büyük dudakların asimetrik olması da hem psikolojik hem de bir önceki durumda olduğu gibi fonksiyonel olarak cinsel hayatı olumsuz etkileyebilir ve labioplasti gerekli olabilir.
Yaşın biraz ileri olduğu durumlara yaşlanmaya bağlı olarak dış genital bölgedeki organlarda yağ dokusu azalabilir. Bu durum özellikle mons pubis ismi verilen kasığın hemen altındaki kıllı bölgede kendini gösterir. Aynı şekilde labiumlarda da değişik nedenlere bağlı olarak incelme görülebilir. Bu gibi durumlarda kişinin değişik bölgelerinden liposuction benzeri bir işlemle alınan bir miktar yağ dokusu bu alanlara enjekte edilerek dış görünüm düzeltilebilir.
Tam aksi şekilde bu bölgelerde fazla miktarlarda bulunan yağ dokusu da lokal anestezi altında alınarak estetik geçekleştirilebilir.
Bazı kadınlar cinsel organlarından dolayı huzursuzdurlar. Bunun altında yatan sebep büyük bir olasılıkla cinsel organlarının ergenlik öncesi şeklinden değişiklik göstermesidir. Bu tür şikayeti olan kişilerde yapılacak olan plastik operasyonlar psikolojik olarak kadını destekleyecek ve bu nedene bağlı olarak bozulan cinsel yaşantısını normal hale getirebilecektir.
Ülkemiz başta olmak üzere bazı etnik toplumlarda kızlık önemini korumakta ve bekaret cinayet ile sonuçlanabilen bazı hoş olmayan durumlara neden olabilmektedir. Adını Yunan mitolojisinde Hymen veya Hymenaeus olarak bilinen evlilik tanrısından alan kızlık zarının (hymen) tamiri pek çok kadın-doğum hekiminin karşılaştığı bir taleptir. Ülkemizde bu işlemin hukuksal boyutu tartışmalıdır. Ancak pekçok hekim bu işlemi etik bulmamaktadır. Son zamanlarda Avrupa sosyetesinde baş gösteren kızlık zarı diktirerek nikah tazeleme modası ilgi çekici enteresan bir gelişmedir.
Vagina kuruluğu
Cinsel yönden aktif olan her kadın zaman zaman vajinal kuruluk problemi yaşar. Vajinal kuruluk varlığında cinsel ilişki bir keyif kaynağından çok acı ve stress nedeni haline gelir. Kadınlar erotik uyarılara bazı cevaplar verirler. Nefes alış verişin hızlı ve derin hale gelmesi, ciltte sıcaklık hissi ve kızarma, meme uçlarının belirginleşmesi, klitoris ve vulvada şişme cinsel uyarı karşısında ortaya çıkan değişikliklerdir. Kadınların pek çoğu erotik uyarılar karşısında vajialarında da bazı değişiklikler hissederler. Uyarı ile birlikte vajina yukarıya doğru kalkar ve boyu hafifce uzar. Ayrıca vajina duvarlarında “terleme” yani salgı olur.
Lubrikasyon ya da kayganlaşma adı verilen bu durum vajina duvarlarını oluşturan hücre tabakalarından kaynaklanır. Sıvı ciltten olan terlemeden farklıdır ve bilimsel olarak modifiye plazma transüdasyonu olarak isimlendirilir. Bu sıvı AIDS’de dahil olmak üzere pek çok değişik virüs içerebilir. Bu nedenle partnerin dikkatli olması gereklidir. Bu sıvının yutulması ya da cinsel fantazi oyuncaklarının ortak kullanımı virüsün bulaşmasına neden olabilir.
Sıvının ve lubrikasyonun asıl amacı cinsel ilişkiyi kolaylaştırmak ve spermlerin rahim içine doğru ilerlemesine yardımcı olmaktır. Pek çok kişi vajinadaki bu ıslaklığı kadının uyarılması ve cinsel ilişkiye hazır olması ile ile eş anlamlı olarak görür. Oysa bu yanlıştır. Kadınlar bazen cinsel olarak uyarılmadıkları halde vajinaları ıslanabilir ya da tam tersi olarak vajina ıslanmadan da uyarılmış olabilir. Aşırı salgı zaman zaman problem olabilmekle birlikte asıl sorun yeteri kadar ıslaklığı sağlanamadığı durumlarda yaşanmaktadır.
Bazı kadınlar yeteri kadar uyarılmadığı için kur kalırken bazılarında ise kuruluğun nedeni stress ya da gerginliktir. Öte yandan tampon kullanımı, diğer temizlik malzemeleri, ya da vajinal duş da kuruluğa neden olabilmektedir. Benzer şekilde alerji ilaçları ile psikiyatrik sorunlarda, kalp damar hastalıklarında ya da diğer bazı durumlarda kullanılan ilaçlar da kuruluğa yol açabilir. Nadiren doğum kontrol hapları da benzer bir etki yaratabilir.Temel olarak bakıldığında kan östrojen hormonundaki dalgalanmalar kuruluğun temel nedenidir.
Menopoz da vajinal kuruluğun önemli ve sık karşılaşılan bir nedenidir. Üreme çağının sonlarında azalan östrojen hormonuna bağlı olarak vajinal dokular incelir ve esnekliği azalır. Buna paralel olarak dokuların sıvı üretme yeteneği düşer.

Özetleyecek olursak kuruluğa yol açan nedenler
adet siklusunun dönemleri
gebelik
doğum sonrası
emzirme dönemi
stress dönemleri
prezervatif kullanımı
tampon kullanımı
vajinal duş
ilaçlar
menopoz
Vajinal kuruluğun en kolay ve etkili çözümü lubrikan yani kayganlaştırıcılardır. Piyasada bu amaçla satılan pek çok ürün bulunmaktadır. Bu ilaçların çoğu kokusuz, tatsız ve sterildir. Yine bu ilaçların hemen hepsi hipoalerjeniktir. Kendinize uygun olan lubrikanı değişik markaları deneyerek kendiniz bulmalısınız. Lubrikan seçerken dikkat etmeniz gereken bazı hususlar vardır:
1) Her zaman suda çözünen lubrikanları kullanın. Petrol bazlı vazelin gibi kayganlaştırıcıları asla ve asla kullanmayın. Bunlar hem enfeksiyona olan eğilimi arttırırlar hem de içerdikleri maddeler prezervatiflerin dayanıklılığını azaltırlar. Öte yandan vajinada irritasyona neden olabilirler.
2) Nemlendirici, anti-irritan ve kurutma tozları arasındaki ayrıma dikkat edin. Pek çok markanın değişik amaçlarla kullanılan farklı ürünleri vardır. Anti-irritan kremler sadece dış bölgelerde kullanılır ve vulvadaki ağrı ve kaşıntıyı giderirler. Bu ilaçlar asla vajina içinde kullanılmazlar. Bazı toz ve pudralar ise sadece aşırı salgı olan kadınlarda salgıyı absorbe etmek için kullanılırlar.
3) Unutmamanız gereken bir başka nokta ise aksi belirtilmediği sürece bu tür kayganlaştırıcıların hamilelikten koruyucu etkisinin olmadığıdır. Yine bu maddeler cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korumaz. Sadece nonoxynol adı verilen maddeyi içeren maddeler sperm öldürücü özelliğe sahiptir. Ancak bu madde de vajina için irritan bir maddedir ve enfeksiyon riskini arttırır.
Kayganlaştırıcılara ek olarak pelvik kasların güçlü tutulması bölgeye olan kan akımını arttırarak sıvı üretimine destek olabilir. Bu amaçla Kegel egzersizleri yapılabilir. Kegel egzersizlerini öğrenmek için tuvalette otururken idrar yapmaya başlayın ve idrar akımı devam ederken durdurmaya çalışın. Daha sonra bu hareketleri mesaneniz boşken yapın. Kasları kasın ve üçe kadar sayın. Buna kalsarın yorulduğunu hissedene kadar devam edin. Kegel egzersizlerini her gün günde 2 defa yapın. Birkaç hafta içinde cinsel yaşantınızdaki değişmi fark edeceksiniz.
Vajina Temizliği
Cinsel organlarınızı günde bir defa hafif bir sabun ve suyla yıkamanız yeterlidir. Normal bir kadın-da şırınga ve hijyenik spreylere gerek yoktur, hatta bunlar zararlı bile olabilir.
Normal olarak vajina kendisini temizler. Vajinanın duvarları kendi sıvısını üretir ve bu sıvı dışarıya doğru akarken ölü hücreleri ve diğer organizmaları da beraberinde taşır. Bu sağlıklı salgı, kuruduğunda sarımtırak, şeffaf veya süt gibidir. Bazen kaygandır ve hafif ama kötü olmayan bir kokusu vardır. Yumurtlama döneminde ve cinsel uyarılma sırasında miktarı artar. Eğer farklı bir renkte veya kokulu, çok bol vajina akıntınız varsa büyük bir olasılıkla vajina enfeksiyonunuz vardır. Doktora görünmelisiniz.
Eğer vajina hijyeni için bir sprey kullanıyorsanız, bunu doğrudan vajinanın içine sıkmayın, çünkü vajina dokusunu tahriş edebilir. Eğer bir spreyi kullandıktan sonra vulva kızarıyor ve tahriş oluyorsa bunu kullanmaktan vazgeçin; içindeki kimyasal maddelere alerjiniz olabilir.
Bazı ticari ürünlerin içindeki maddeler tahrişlere sebep olabilecekleri gibi, vajinanın, enfeksiyonların ortaya çıkmasına neden olabilecek mantar ve diğer başka organizmaların gelişmelerini engelleyen, normalde asit ortamını da değiştirebilirler. Hafif sirkeli su ile yapılabilecek şırınga, temizliği sağladığı gibi vajinanın normal asit ortamına da destek olacağı için tavsiye edilebilir. Şırınga yapmak aynı zamanda, genellikle rahim boynunu kapatarak enfeksiyona sebep olabilecek organizmaların içeriye girmelerine engel olan mukusu (balgam gibi bir madde) da yıkayıp dışarı atar.
Bütün bu olumsuz etkilerine karşın, doktorunuzun şırıngayı tavsiye edebileceği sorunlar vardır. Bu durumda sıvının baskısını azaltmak için şırınganın torbasını kalçanızın 60 cm. yukarısından daha yükseğe asmamaya özen gösterin. Aksi halde, vajinadaki organizmalar zorlanarak rahime sürüklenebilir ve burada enfeksiyona neden olabilirler.
Vajina enfeksiyonlarına neden olan bakteri ve mantarlar sıcak ve nemli ortamlarda daha çok gelişirler. Bu nedenle, pamuklu veya ağı pamuklu olan sentetik iç çamaşırı giymek ve vücuda yapışan çoraplardan kaçınmak daha akıllıca olur. Dar naylon iç çamaşırı ve çoraplar cinsel organlarınızda ısı ve nem tutar. Son bir nokta: dışkıdan vajinaya bir bakteri bulaşmasını önlemek için anüs temizliğinizi daima önden arkaya doğru silerek yapın.
Vajinal duş?
Vajinal duş nedir?
Vajinal duş, vajinal akıntı ya da diğer materyali mekanik olarak temizlemek için vajina içini basınçlı su ya da başka bir sıvı ile yıkamak anlamına gelir. Öte yandan vajinal duş için kullanılan çeşitli parfümlü materyal ya da ilaç da mevcuttur.
Kadınlar neden vajinal duş yaparlar ?
Adet kanaması sonrası vajinada kalan kanı temizlemek için
Cinsel ilişki sonrası hamile kalmamak ya da cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korunmak için (vajinal duş be gebelikten korur ne de cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlar)
Vajial kokuları azaltmak için. Vajina bölgesinde kötü koku olan kadınlar mutlaka jinekologlarını ziyaret etmelidirler. Vajinal duş durumu düzeltmek yerine daha da kötüleşmesine neden olur.
Bazı kadınlar düzenli olarak vajinal duş yapmadıkları taktirde kendilerini temiz hissetmezler.
Kronik vajinal mantar enfeksiyonu, ya da kronik bakteriyel enfeksiyon varlığında tıbbi olarak içerisinde bazı özel solüsyonlar ile vajinal temizlik önerebilirler. Bu amaçla yapılacak olan vajinal duş yalnızca doktorunuzun önerisiyle ve onun reçete edeceği solüsyonlar ile yapılmalıdır.
Vajinal duş sağlıklı mıdır?
Bu sorunun tek ve kesin bir cevabı vardır: HAYIR
Özellikle gebelikten korunmak için vajinal duş uygulaması son derece etkisiz bir yöntemdir. American Journal of Public Health dergisinde yer alan bir araştırmaya göre vajinal duş bir kadının hamile kalma olasılığını sadece %30 oranında azaltmaktadır.
Düzenli yapılan vajinal duş kadının vajinadaki kimyasal dengesini bozarak enfeksiyonlara eğilimli hale gelmesine neden olur. Duş sırasında yeni mikroorganizmaların vajinaya girişine neden olunabilir. Bu mikroplar rahim ağzı, rahim ve tüplere ulaşarak ciddi enfeksiyonlara neden olabilirler. Yapılan araştırmalar düzenli vajinal duş yapan kadınlarda bakteriyel vajinozis başta olmak üzere çeşitli vajinal enfeksiyonlarla cinsel yolla bulaşan hastalıklara daha fazla rastlanıldığını ortaya koymaktadır.
Daha ciddi bir komplikasyon ise pelvik iltihabi hastalıktır (PID). Düzenli olarak avjinal duş yapan kadınlarda pelvik iltihabi hastalık geçirme riski %78 daha fazladır. PID uzun dönemde kısırlık ve hatta tedavi edilmediği taktirde hayati tehlikeye neden olabilen bir durumdur.
Bu nedenle rutin temizlik için düzenli vajial duş yapılması sağlıklı değildir ve günümüzde kesinlikle önerilmemektedir. Vajinayı temizlemenin tek güvenli ve sağlıklı yolu vajinanın kendi kendini temizlemesine izin vermektir. Vajinadaki kimyasal denge çok hassastır ve bu dengedeki küçük sapmalar ciddi olumsuz etkilere neden olabilmektedir.
Vajina kendi kendini nasıl temizler?
Vajina kendi mukus salgısı ile kendi kendini doğal olarak temizleme yeteneğine sahiptir. Bu nedenle ilişki sonrası, tuvaletten sonra ya da yıkanırken vajina içini yıkamamaya özen gösterin. Dış bölgeleri temizlemek için ılık su ve parfümsüz beyaz sabun kullanabilirsiniz. Doktorunuz önermedikçe kadın hijyenine yönelik sabun, sprey, pudra türü maddelerin kullanımı yeterli bir vajinal temizlik için gerekli değildir. Üstelik bu tür maddeler vajinada irritasyon ve alerjik reaksiyona neden olabilir.
Aşağıdaki durumların varlığında jinekoloğunuzla görüşmelisiniz:
Vajinada ağrı
Vajinada yanma hissi
Vajinada kaşınma
Vajinadan kötü koku gelmesi
İdrar yaparken yanma
Normal akıntıdan daha farklı türde ve renkte içinde peynir kesiği ya da kireç benzeri parça içeren akıntı
Muayeneye gitmeden önce asla vajinal temizlik yapmayınız. Bu tür bir temizlik vajinal akıntıyı uzaklaştırarak jinekoloğunuzun tanıya ulaşmasını güçleştirir.
Vajinal duş bir doğum kontrol yöntemi değildir ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir.
Vajinal Mantar Enfeksiyonları
(Mikotik vajinit) Vajinal mantar enfeksiyonları ilk kez 1849 yılında gebe bir kadında tanımlanmıştır. Erişkin kadınların yaklaşık %75′i yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir kez mantar enfeksiyonu geçirirler
Çoğu kez gebelik, antibiyotik kullanımı gibi nedenlerle ortaya çıkan bu durum tedaviye kolay cevap verir. Ancak kronik vajinal mantar enfeksiyonu hem cinsel hem de psikolojik sorunlara yol açabilir. Vajinal mantar enfeksiyonlarına yol açan mikroorganizmalardan en sık görüleni Candida Albikans adı verilen bir maya hücresidir. Vakaların %67-95′inde bu mantar hücresi sorumlu olarak bulunduğundan, vajinal mantar enfeksiyonları genelde vajinal kandidiyazis şeklinde tanımlanır.
Candida Albikansın vajinada zaten normalde bulunan bir organizma mı olduğu yoksa belirti vermeyen kadınlarda saptandığında mutlaka tedavi edilmesi gereken bir patojen mi olduğu günümüzde dahi açıklığa kavuşturulamamış bir sorudur. Erkek semeninde üretilemediği için cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak kabul edilemez.Ancak yapılan araştırmalarda eşlerin benzer tipte mantar hücresi taşıdıkları saptandığı için pekçok hekim tedavide eş tedavisi de uygulamayı uygun görmektedir.
NASIL BULAŞIR
Vajinal mantar enfeksiyonunda üreyen mikroorganizmalar genellikle başkasından bulaşmaz. Kişinin zaten kendi vajinasında bulunan maya hücreleri çeşitli nedenler ile aktif hale gelip enfeksiyon yaratmaktadırlar. Dolayısı ile havuzdan vb. bulaşma söz konusu değildir. Çok nadiren cinsel ilişki ile bulaşabilir. Ancak bir kadında mantar enfeksiyonu olması mutlaka cinsel ilişki ile bulaştığı anlamına gelmez. Hayatında hiç cinsel ilişkide bulunmamış bakire kızlarda hatta küçük çocuklarda bile mantar enfeksiyonu olabilir.
RİSK FAKTÖRLERİ
Vajinada belirti vermeden bulunan kandidalar çeşitli faktörlerin etkisi ile aktif hale geçerler ve klasik belirtiler ortaya çıkar. Ancak önemli bir gerçek de vakaların %50′sinde bu tür bir faktör olmadan hastalığın ortaya çıktığıdır.
Vajinal mantar enfeksiyonlarını tetikleyen faktörler şunlardır:
Antibiyotikler: Geniş spekrtumlu olarak tabir edilen güçlü antibiyotikler vajinanın normal pH dengesini bozarak mantar enfeksiyonu için uygun ortam hazırlarlar. Vajinitte en sık etkili olan antibiyotikler tetrasiklin ve penisilin grubu ilaçlardır.
Gebelik: Özellikle gbeliğin son 3 ayında hücresel bağışıklığın azalması ile kandida gelişimi kolaylaşır. Yine gebelikte vajinada glikojen adı verilen maddenin artışı da bu olayı hızlandır. Vajinada glikojenin artmasına ise kanda östrojen ve progesteron miktarının yükselmesi neden olur.
Şeker Hastalığı: Kan şeker düzeylerinin dengesiz seyrettiği kontrolsüz diabette idrar ve vajinal salgılarda şeker düzeyleri artar, bu da mantar için uygun bir ortam hazırlar.
İmmunosupresyon: Bağışıklık sisteminin baskılanması demektir. İlaçlar ya da sistemik hastalıklar sonucu hücresel bağışıklık sisteminin baskılanması kandidiazisi hızlandırır.
Doğum Kontrol hapları: Eski tipte yüksek doz oral kontraseptiflerin vajinal kandidiasiz için uygun zemin hazırladığı ileri sürülse de günümüzdeki düşük doz ilaçlar ile bu görüş geçerliliğini yitirmiştir.
Rahim içi araç (spiral): Etkisi tam olarak bilinmemektedir. Ancak kandidiazis için predispozan faktör olduğu ileri sürülmektedir.
Hormon kullanımı: Östrojen ve progesteron içeren ilaçların alımı kandidiazis görülme oranını arttırır.
Naylon giysiler: Özellikle kilolu kadınlarda giyilen naylon giysiler ve çamaşırlar bölgede sıcaklık ve nem artışına neden olurlar. Bu durum mantar hücreleri için altın değerinde bir fırsattır. Gelişen enfeksiyon tekrarlama ve kronikleşme eğilimindedir.
Lokal allerjenler: Renkli tuvalet kağıtları, parfümler, yüzme havuzundaki ilaçlar, tampon ve pedler alerjiye neden olabilirler. Alerjik zemin üzerinde ise daha sonra mantar enfeksiyonu gelişebilir.
Metabolik hastalıklar: Tiroid hormonu bozukluğu gibi hastalıklar kandidiazis için uygun zemin hazırlar
Şişmanlık
Kronik servisit
Radyasyon
BELİRTİLERİ
Vajinal mantar enfeksiyonunun en önemli ve en sık görülen belirtisi kaşıntıdır. Bu kaşıntı geceleri şiddetlenir ve sıcak etkisi ile artar.
Hastaların çoğunda dış genital organlarda yanma vardır. Özellikle idrar yaparken, idrarın değdiği bölgelerde şiddetli yanma hissi olur.
Bazı hastalarda cinsel ilişki esnasında ağrı olabilir.
Vajinal kandidiazisde akıntı her zaman olmaz. Eğer mevcut ise bu akıntı beyaz renkli ve içerisinde süt ya da peynir kesiği şeklinde tanımlanan ya da kireç benzeri olarak nitelendirilen parçacıklar bulunur.
Akıntıda kötü koku görülmez. Kokunun olması kandidiazise eşlik eden ikinci bir enfeksiyonun varlığını akla getirmelidir.
Vulva ve vajinada kızarıklık ve şişlik olabilir. Vajina duvarında mantar plakları bulunabilir.Bunların görülmesi kandidiazis için tipiktir. Kaşımaya bağlı olarak vulva derisinde soyulmalar ve küçük kanamalar olabilir.
TANI
Vajinal mantar enfeksiyonlarının tanısı güç değildir. Genelde muayene esnasında hastanın şikayetleri ve muayene bulgularının birarada değerlendirilmesi ilave bir laboratuvar tetkikine gerek kalmadan tanı koydurur. Vajinal kandidiazisde kültür almanın rolü yoktur. Bunun yerine alınan akıntı örneğinin potasyum hidroksil ile muamele edildikten sonra mikroskop altında incelenmesi ve tipik mantar psödohiflerinin görülmesi tanıyı kesinleştirir.
TEDAVİ
Vajinal mantar enfeksiyonlarının tedavisi hem çok kolay hem de zordur. Tedavi ile akut şikayetler büyük ölçüde giderilir. Ancak hastaların %5-25′inde hastalık daha sonra tekrarlar. 1 yıl içinde en az 4 defa kandidazis atağı geçirilir ise bu durumda tekrarlayan enfeksiyonladan söz edilmektedir. Bu yeniden atakların nedeni mantar mayalarının vajinadaki sağlam dokuların içine girerek derinlere kadar ilerlemesi ve burada sessiz kalmaları ve ilaçlardan da etkilenmemesi olarak açıklanmaktadır.
Vajina hücreleri sürekli bir yenilenme içinde bulunduğundan üstteki hücreler dökülüp alttaki hücreler yüzeye çıktıkça bu mayalarda yüzeye yaklaşmakta ve uygun ortam bulduğunda yeniden enfeksiyona neden olmaktadır. Bu duruma invazif kandidiyazis adı verilir. İnvazif kandidiazisin önlenmesinde predispozan faktörlerin ortadan kaldırılması şarttır.
Tedavide hem sistemik hem de lokal ilaçların kullanılması gereklidir. Lokal ilaçlar hem vajinal ovül (fitil) hem de krem şeklinde olabilir. Tekrarlayan enfeksiyonlarda ise bazı yazarlar eş tedavisi gerektiğini düşünmektedirler. Kronik bir enfeksiyon yoksa eş tedavisi gerekli değildir.
Ağızdan alınan sistemik tedavide tek günlükten 1 haftalığa kadar tedavi protokolleri ve ilaçlar mevcuttur. Aynı durum vajinal ovüller için de geçerlidir.
Tedavi esnasında naylon giysiler giyilmemesi, çamaşırların pamuklu olması, kaynatarak yıkanması ve buharlı ütü ile ütülenmesi, dar giysilerden kaçınılması, vajinanın su ile yıkanmaması bunun yerine nötr pH derecelerine sahip ve bu amaçla üretilmiş sıvı sabunların kullanılması tedaviyi kolaylaştırır.
Sessiz ve sinsi bir salgın
Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen hastalıkların en sık görülenidir.
A.B.D.’de her yıl 4 milyon yeni klamidya vakası görülmektedir ve maalesef bu kadınların %40′ından fazlası hasta olduğunun farkında değildir. Çoğu zaman enfeksiyon herhangi bir belirti vermez ve başka bir nedenden dolayı doktor kontrolüne gidene kadar fark edilmez. Problemin erken dönemde fark edilebilmesi için yılda bir ya da tercihan 6 ayda bir doktor kontrolü ve tarama testlerinin yapılması şarttır. Bu özellikle genç kadınlarda ve birden fazla partneri olan 35 yaş üstü kadınlarda önemlidir.
Belirtileri
Genelde belirti vermemesine rağmen bazı kadınlarda hafif sarımsı akıntı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, vajinal bölgede yanma ve kaşınma, kızarıklık, şişlik, dış genital organlarda yaralar, ilişki esnasında ağrı ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayan nonspesifik tabir edilen belirtiler olur. Erkeklerde ise en sık bulgu penisden olan akıntı ve idrar yaparken olan yanmadır.

Tanı

Tanı hastanın öyküsü ve muayene esnasında alınan servikal doku örneğinin laboratuvarda incelenmesi ile konur. Bu masraflı bir teknik olmasına ve heryerde yapılamamasına rağmen en etkili teşhis yöntemidir.
Klamidyayı saptayacak ve tarama testi olarak kullanılabilecek idrar analiz teknikleri geliştirmek amacı ile çalışmalar sürdürülmektedir. Klamidya saptandığında kişinin son 1 hafta içinde ilişkide bulunduğu bireyler de taranmalıdır.
Tedavi edilmediği taktirde klamidya enfeksiyonununen ciddi sonucu infertilitedir.
Pek çok kadında pelvik iltihabi hastalığın etken faktörü klamidyadır ve vücuda girdikten uzun yıllar sonra bu tabloya neden olabilir. Klamidya enfeksiyonu karın boşluğu içerisinde yapışıklıklara neden olur ve uzun dönemde çocuk sahibi olmada güçlükler meydana gelebilir.Enfeksiyon varlığından habersiz olan gebe kadınları bekleyen en büyük tehlike ise erken doğum riski ve bundan çok daha önemlisi doğum esnasında mikroorganizmayı bebeğe bulaştırmaktır. Klamidya bebeklerde göz iltihaplarına neden olur. Trahom adı verilen bu hastalık körlükle dahi sonuçlanabilir. Ayrıca yenidoğanlardaki diğer bir tehlike de klamidya zaatürresidir. Bu nedenle gebe olan her kadında klamidya taraması iddeal olarak yapılmalıdır.
Önlem
Klamidya enfeksiyonundan korunmanın en etkili yolu diğer bütün cinsel yolla bulaşan hastalıklarda olduğu gibi (uzun süreli tek eşli bir ilişki yok ise) kondom kullanmaktır. Bunun dışında yıkanırken akan suyla yıkanmak yani duş yapmak, vajina içini su ile yıkamamak, sentetik iç çamaşır yerine pamuklu olanları tercih etmek, çok dar pantolon giymemek gibi basit kurallara dikkat etmek tüm vajinal enfeksiyonlardan korunmada olduğu gibi klamidyadan da korunmada etkilidir. En az yılda bir herhangi bir yakınma olmasa bile kontrole gitmek de genel sağlık açısından önemlidir.
Tedavi
Klamidyanın tedavisi antibiyotikler ile olur.Yapılan araştırmalar sonucu Amerikan Hastalık Kontrol ve Öneme Dairesi klamidya enfeksiyonları için standart protokoller önermiştir. Bu tedaviler ile klamidya herhangi bir zarar yaratmadan tedavi edilebilir. Klamidya ile gonore (bel soğuklu) genelde birarada bulunduğundan bu hastalıklardan bir teşhis edildiğinde diğerine yönelik tetkik ve tedaviler de mutlaka yapılmalıdır.

Vajinal Trikomoniazis
Kadınlardaki patolojik vajinal akıntıların en önemli sebeplerinden birisi de trikomoniazis adı verilen hastalıktır. Bu hastalığın etkeni olan “Trikomonas vajinalis” mikroskopik bir canlı olup bakteri ya da virüs değildir. İlk kez 1836 yılında tanımlanan organizma ovoid şekilde bir protozoon’dur.
Tirkomoniazis dolayısı ile paraziter bir enfeksiyon olarak nitelendirilir. Bu nedenle genel kanının aksine antibiyotiklerin tedavide yeri yoktur.
Trikomonas cinsel ilişki ile bulaşabilen hastalıklar grubuna girmektedir. Herhangi bir yakınması olmayan asemptomatik hastalarda %5-15 oranında vajinada T.vajinalis bulunur. Enfekte hastaların %37′sinde trikomonas ile birlikte gonore’de bulunur. Hasta kadınların ise yaklaşık yarısının eşinde hastalık etkeni izole edilebilir. Kadınların %25′i hayatlarının herhangi bir döneminde bu enfeksiyona yakalanırlar.
Trikomonas vajinalis
Trikomonas sadece cinsel temas ile geçmez. Örneğin tuvalet klozetlerinde 45 saat kadar canlı kalabildiği gösterilmiştir. Benzer şekilde ıslak çamaşırda 24, semende ise 6 saat canlılığını korur. Gebeliğinde enfekte olan annelerden doğan bebeklerden %5′i doğum esnasında paraziti kapar fakat bir süre sonra yenidoğanda östrojen bulunmadığı için kendiliğinden enfekte olmadan geçer.
T.vajinalis enfeksiyonu çoğu kez anaerob adı verilen ve oksijensiz ortamda üreyebilen bakterilerle birlikte bulunur. Bu durum vajinanın pH değerini değiştirerek trikomonas için ugun zemini hazırlar.
Belirtiler
Trikomonas enfeksiyonu %80 oranda belirti vermez.Belirti varlığında hemen hemen bütün vajinal enfeksiyonlarda olduğu gibi en sık görülen bulgu akıntıdır. Tipik akıntı sarı-yeşil renkli, köpüklü bir tiptedir.Ancak hastaların bir kısmında akıntı farklı şekillerde olabilir.%10 vakada ise bu akıntıya kötü bir koku eşlik eder. Nadiren kaşıntı ve idrar yaparken yanma olabilir. Vulvada şişlik ve kızarıklık olabilir. Muayenede ise rahim ağzında çilek görünümü olarak adlandırılan küçük kanama odaklarının olması trikomonas için tanısal değer taşır. Cinsel ilişki sonrasında vajinal kanama görülebilir. Bazı durumlarda ise enfeksiyon aktif halde değildir. Kişi sadece taşıyıcıdır.
Trikomonas enfeksiyonunda görülen vajinal akıntı
Tanı
Trikomonas teşhisi, jinekolojik muayene ve alınan akıntı örneğinin direk mikroskop altında incelenmesi ile konur. Mikroskop altında hareketli trikomonasların görülmesi tanı için gereklidir. Ayrıca bazen başka bir nedenle alınan servikal smearda da da trikomonaslar saptanabilir.

Trikomonas enfeksiyonunda servikste çilek görüntüsü
Tedavi
Tedavide hem sistemik ilaçlar hem de lokal ovüller kullanılır. Trikomonasda eş tedavisinin de yapılması iyileşme oranlarını arttırır. Tedavi süresince kondom kullanılması oldukça faydalı olur.
Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonları
Mycoplasma ve ureoplasma doğada yaşayan bilinen en küçük tekhücrelilerdir. Diğer mikroorganizmalardan farklı olarak bir hücre duvarı içermezler. Bu özellikleri nedeniyle etkileri genellikle hücre duvarı üzerinde olan pek çok antibiyotiğe karşı dirençlidirler. Yine aynı özellik nedeni ile mikrobiyolojik incelemelerde kullanılan gram boyması gibi bazı laboratuvar incelemeleri bu mikroorganizmalar üzerinde uygulanamaz.
Bugüne kadar izole edilmiş onbeşten fazla türü olmakla birlikte sadece 3 tanesi insanlar için özel önem taşır. Bunlar Mycoplasma pneumoniae ile Mycoplasma hominis ve Ureaplasma urealyticum’dur. M. pneumoniae insanlarda zaatürreye neden olurken diğer ikisi sıklıkla üreme sistemini ilgilendiren patolojilere neden olurlar ve bu nedenle genital mycoplasmalar olarak adlandırılırlar.
Çok küçük olmaları, az miktarda genetik materyal içermeleri ve hücre duvarları olmaması nedeni ile klasik kültür yöntemleri ile tanınamazlar. Mycoplasmaları izole etmek için karmaşık kültür işlemleri gereklidir. Kültürlerde tipik olarak “yağda yumurta” benzeri şekiller oluştururlar.
Görülme sıklığı
Mycoplasmalar hem erkekte hem de kadında genitlal enfeksiyona neden olurlar. Yapılan araştırmalarda herhangi bir yakınması olmayan kişilerin %40′ında kültürlerde mycoplasma ürediği gösterilmiştir. Bu kişilerin %15′inde M.hominis saptanırken %40-75′inde U.urealyticum izole edilmektedir.
Enfeksiyon doğum sırasında anneden kapılabilir ancak nadiren bu bebeklerde enfeksiyon kalıcı olur. Asıl kolonizasyon kişi cinsel yönden aktif hale gelince başlar.
Yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada cinsel yöndena aktif ancak herhangi bir yakınması olmayan kadınların %40-80′inde ureaplasma türleri izole edildiği gösterilmiştir. Yine cinsel yönden aktif ve yakınması olmayan kadınların %21-53′ünde M.hominis üretilmiştir. Enfeksiyon ve kolonizasyonun görülme sıklığı erkeklerde daha düşüktür.
Bulaşma yolları
İnsanlarda mycoplasma ve ureaplasma en sık taşıyıcılar arasında direk temas ile bulaşır. Bu nedenle cinsel yolla bulaşabilen bir hastalık olarak kabul edilir. Genital-genital ya da oral-genital temas bu mikroorganizmaların bulaşmasında en sık karşılaşılan yoldur. Bir diğer nadir bulaşma yolu ise hamilelik ve doğum sırasında anneden bebeğe geçiştir. Mycoplasma enfeksiyonları çok nadir olarak cinsel ilişiki dışında etkilenmiş materyale tamas ile de bulaşabilir.
Belirtileri
Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonları nadiren bulgu verirler. Çoğu zaman herhangi bir yakınmaya neden olmazlar ve sadece alınan kültürlerde üretilebilirler.
Her iki organzima da erkeklerde bel soğukluğuna bağlı olmayan ürethra enfeksiyonlarına neden olabilirler. Mycoplasmalar kadınlarda bu tür bir sorun yaratmazken ureaplasmalar kadınlarda da erkeklerdekine benzer problemler yaratabilir. İdrar yaparken yanma ve akıntı ürethra enfeksiyonlarının en önemli belirtisidir.
Böbrek enfeksiyonlarının da %5′inden mycoplasmalar sorumludur.
Mycoplasma ve ureaplasma kadınlarda tek başına vajinal enfeksiyona neden olmazlar. Ancak bunlar fırsatçı mikroorganizmalar olduğu için başka bir enfeksiyon örneğin gardnarella varlığında durumun daha da kötüleşmesine yardımcı olurlar. Fallop tüpü iltihabı olanların yaklaşık %10′unda rahim içinde ve tüplerde m.hominis izole edilmektedir.
Gebelikte ise plasenta ve amniyon zarında enfeksiyona neden olarak erken doğumlara yol açabilirler.
Daha nadir olarak yenidoğan bebekte doğumsal zaatürre, bakteremi ve hatta ölüme yol açabilecekleri bilinmektedir. Ancak bu çok çok nadir karşılaşılan bir durumdur.
Yine çok nadir olarak uzak bölgelerde eklemlerde ve solunum sisteminde iltihaba yol açabilirler. Ancak bu hastalıklar için risk grubunu bağışıklık sisteminde sorun olan kişiler oluşturmaktadır.
Mycoplasmaların sezaryen sonrası yara yeri enfesiyonuna da neden olabildiği bilinmektedir.
Genel olarak mycoplasma ve ureaplasmalar şu hastalıklara neden olabilirler.
Urethrit: Ürethra enfeksiyonu. İdrar yollarında mesane ile vücut dışı arasındaki bağlantıyı sağlayan yol. Erkekte penis içinde yer alırken kadında direk vajinanın üst kısmına açılır. İdrar buradan dışarıya atılır.
Pyelonefrit: Böbrek iltihabı
Pelvik iltihabi hastalık
Endometrit: Rahşm içindeki endometrium dokusunun iltihabı
Koriyoamniyonit: Gebelikte rahim içinde görülen iltihap
Cerrahi yara enfekyionları
Eklem iltihapları
Yenidoğanda zaatürre ve menenjit
Burada unutulmaması gereken çok önemli bir nokta yukarıdaki tüm durumların ortaya çıkmasında mycoplasmaların çok çok düşük bir olasılıkla ana neden olduğudur. Bu hastalıkların altında yatan neden çoğu zaman başka bir organizmadır.
Mycoplasma ve ureaplasmaların kısırlığa neden olup olmadıkları konusu tartışmalıdır. Direk olarak neden olmasalar bile örneğin pelvik iltihabi hastalık sonrası sekel olarak kısırlık ortaya çıkabilir.
Öte yandan erkeklerde sperm sayı ve hareketini bozarak çocuk sahibi olmayı güçleştirebilir. Düşük ve erken doğumlara neden olabilmesi nedeni ile tekrarlayan düşüklerin altında yatan nedenlerden birisi de mycoplasma enfeksiyonları olabilir.
Tanı
Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonlarının tanısı şüphelenilen durumlarda alınan kültür ile konur.
Vajinal akıntısı, infertilite ya da tekrarlayan gebelik kayıpları, kronik pelvik ağrısı olan kadınlarda bu mikroorganizmalara yönelik kültürlerin de yapılması önerilir.
Tedavi
Mycoplasma ve ureaplasma enfeksiyonlarının tedavisi tıbbidir. Ancak penisilin ya da sefalosporinler gibi sıkça kullanılan antibiyotikler bu mikroorganizmalar üerinde etkili değildir. Çünkü adı geçen antibiyotikler bakterilerin duvar yapısını bozarak etki gösterirler. Oysa mycoplasmalarda hücre duvarı yoktur.
Tervcih edilecek antibiyotiğe kültür sonucuna göre karar verilir. Kültürle birlikte yapılan antibiyogram testinde mikroorganizmanın hangi antibiyotiğe duyarlı hangisine dirençli olduğu araştırılır.
Ondört günlük tedaviyi takiben yeniden kültür alınarak enfeksiyonun geçip geçmediği kontrol edilmelidir. Devam eden ısrarcı enfeksiyon varlığında ikinci bir kür uygulanması gerekli olabilir.
Hastaların %90′ında tek kür tedavi yeterli olmaktadır.
Vajinit
Vajinitvajina mukozasının enflamasyonudur ve genelde aşağıdaki üç kategoriye ayrılır:
# ”’Hormonal vajinit”’ doğum sonrası veyamenopoz sonrası kadınlarda görülenatrofik vajiniti de kapsar.Vajina duvarlarının ince ve kuru olmasından kaynaklanır.Bazan ergenlik öncesi genç kızlarda da olabilir. Kaşınma, yanma ve acı olabilir.Vajinal dokunun incelmesi enfeksiyonlara yol açabilir
# ”’İrritan vajinit”’ alerji yapan veya tahriş eden maddelerden kaynaklanır.Alerji nedeniprezervatif,spermatisit, sabun, parfüm,vajinal duş vemeni olabilir.Sürtünme, kumaşlar,tampon veya kremler de tahrişe neden olabilir. Bunların neden olduğu enflamasyon vajinal akıntıya neden olabilir.
# ”’Enfeksiyöz vajinit”’ üreme yaşında kadınlardaki vajinitlerin %90′ını oluşturur.Bakteriyel enfeksiyon vajinitlerin en sık nedenidir.Genelde ” Candida albicans” (bir mantar), ”Trichomonas vaginalis” (bir protozoa) veyaGardnerella (bir bakteri) tarafından meydana gelir.Daha ender enfeksiyonlarbel soğukluğu,klamidya,mikoplazma,herpes,kampilobakter ve bazıparazitlerdir.
Önemi
Vajinit başta zararsızdır.Ancak, eğer enfeksiyöz bir organizma ona neden olmuşsa (örneğin klamidya),uterustanfallop tübü| fallop tüplerine veyumurtalıklara yayılabilir. Hamilelik sırasında olan enfeksiyonlar çocuğun erekn ve düşük kilolu doğmasına neden olabilir. İlerlemiş bir enfeksiyon kısırlığa yol açabilir.
Belirtileri
Vajinitte geneldekaşınma veyanma olur, ayrıca akıntı da olabilir.Kızarma ve şişme daha ender olur.Bazı enfeksiyonlar cinsel ilişki ve işemeyi acılı yapabilirkenbazıları ise çok az bir belirti gösterebilir.Bazı enfeksiyonlar tedavi edilmedikleri takdirde ciddi komplikasyonlara yol açabilirler.Bu belirtilerin çeşitli nedenleri olabileceği için bir doktora danışılması gereklidir.
Görüntü genelde enfeksiyon etmenini tanımaya yararlı olabilir.
# ”’Kandida Vajiniti”’. Kandidiyaz genelde beyaz, sulu peynir görünümlü bir akıntıya neden olur.Genital bölgede kızarma ve şişme olur.
# ”’Atrofik vajinit”’ genelde kokusuz olur, hemen hiç akıntı yoktur, vajina kuru, cinsel birleşme acılı olur.Bu belirtiler genelde menopoz sırası ve sonrasındaki hormon değişiklikleri yüzünden olur.
# ”’Bakteriyel vajinit”’.” Gardnerella” genelde balık kokulu bir akıntıya neden olur.Akıntı beyaz, gri veya sarımsı olabilir. Kaşınma ve iritasyon olur ama cinsel birleşmede acı olmaz.
# ”’Trikomonas vajiniti”’. ” Trichomonas vaginalis” balık kokulu, yeşilimsi sarı, bol akıntıya neden olur, işemek ve cinsel birleşme acılı olur, dış genitallerde enflamasyon olur.
# ”” Herpes”’ genelde enfeksiyon bir hafta sonra genital bölgede su kabarcıkları olarak görünür.Ağrı, bezelerin şişmesi ve ateş vardır.Kabarcıklar acılıdır, yaklaşık üç haftada iyileşirler.
Nedenleri
Üreme çağında kadınların vajinasının içi az derecede asittir (pH 3.8-4.2), bundanöstrojen hormonu sorumludur .Bu asit ortam çoğu patojenin büyümesine engel olur, dolayısıyla Vajinanın normal florası asit ortamda büyüyebilen ve zararsız olan mikroorganizmalardan oluşur. onu imha edemeyen ve aralarında patojenler de olan bazı organizmaları öldürür.Genelde vajinanın asitliğinin azalmasına (yani pH’sinin yükselmesine) veya mikroorganizmalar arasındaki dengeyi bozabilecek başka durumlar (antibiyotik kullanımı, irritasyon, vd.) enfeksiyon olasılığını artırır.Bunlar arasında hormonal değişiklikler (adet döneminde veya hamilelikte), doğum kontrol ilaçları ve gereçleri, vajinal ilaçlar, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, cinsel ilişki ve stres sayılabilir.
Bu bakterilerin miktarının azalması durumunda doğal olarak vajinada bulunan ” Gardnerella vaginalis”, ” Mobiluncus” türleri, ” Mycoplasma hominis” ve/veya ” Peptostreptococcus” türleri çoğalır ve bakteriyel vajinit meydana gelir. Bakteriyel vajinit, vajinitin başlıca nedenidir.
” Candida albicans”’ın neden olduğu mantar enfeksiyonları oldukça yaygındır.Deri ve bağırsak doğal florasının bir parçası olan ”C. albicans” anormal durumlarda vajinaya yayılabilir.Vajinadaki normal bakteriler mantarın büyümesine engel oldukları için antibiyotik kullanımı mantar enfeksiyonuna yol açabilir.Candida enfeksiyonu hamile, şişman ve diyabetli kadınlarda daha sık görilir.Bağışıklık yetmezliği durumlarında da (AIDS veya bazı ilaçların kullanımında) da mantar enfeksiyonunun gelişme olasılığı daha yüksektir.Oral seks yoluyla da Candida vajinaya yayılabilir.
Bazı vajinal enfeksiyonlar cinsel yolla aktarılır.Bunlar arasındaklamidya enfeksiyonları,herpes,frengi,belsoğukluğu vetrikomoniyaz sayılabilir.
Diyabetli kadınlarda sıkça Candida vajiniti olur.
Tanı

Jinekolojik muayenedede vajinit kontrol etmek içinpH değerine bakılır ve akıntı varsa ondan alınan bir örnek mikroskopla incelenir.Tanı mikroskop incelemesi ve akıntının kültürlenmesi ile olur.
Tedavi
Tedavi enfeksiyon etmeninin cinsine bağlıdır.
Bakteriyel vajinitantibiyotikle tedavi edilir.Vajinanın asitliğini artırıcıpropionik asit melhemi bakteri büyümesini azaltır.Cinsel yolla geçmişse eşin de tedavisi gerekir. Sıkı ve nem tutan iç çamaşırlardan kaçınılmak gerekir.
Mantar enfeksiyonu antimantar ilaç kullanımı ile tedavi edilir.Bu ilaçlar genelde reçetesiz satılır.Ancak belirtilerin nedeni mantar değilse bu ilaçların kullanımı asıl tedaviyi geciktirmek ve komplikasyon riskini artırmaktan başka bir işe yaramaz.Tedavi sırasında cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır.
Mantar enfeksiyonu riski yüksek olan kadınlar, (zayıf bağışıklığı olanlar, diyabetliler veya uzun süre boyunca antibiyotik almakta olanlar) enfeksiyonun geri gelmemesi için koruyucu olarak anti mantar almaları gerekebilir.
Trikomoniyaz içinmetronizadol kullanılır.Organizma, enfekte olmuş kadınların erkek eşlerinde de %80 oranında bulunur.Cinsel yolla bulaştığı için eşin de tedavisi gerekir.
Hormonal vajinit intravajinalöstrojen ile vajina dokusunun güçlendirilmesi şeklinde olur.
İrritan vajinitin tedavisi iritasyonun nedenini bulup ondan kaçınmaktır.
Korunma
Trikomoniyaz ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar, preservatif kullanımı ile engellenbilir.
Mantar nemli ortamda büyüdüğü için genital bölgenin kuru tutulması gerekir. Islak mayoyla oturulmamalı, pamuklu iç çamaşırı giymeli, giyinmeden evvel genital bölge iyice kurutulmalıdır.
Tuvalet temizliğinde bağırsakta bulunan bakteri ve mantarların vajinaya geçmemesi için önden arkaya doğru silinmeli.
Alerjik vajinitten sakınmak için kokulu, parfümlü tuvalet kağıdından, kokulu ve renkli sabundan, kokulu veya deodoran hijyenik bağları kullanılmamalı.Köpüklü banyo, hijyenik kadın spreyleri ve vajinal duşlar da kullanılmamalıdır.
Devamı » Unknown 0 yorum